<div data-end="811" data-start="483">Karara konu olayda, F.C.E. kendisine ait taşınmazı Ç.G.’ye kiraya verdi. Kiracının iki aylık kira bedelini ödememesi üzerine ev sahibi, kira sözleşmesinde imzası bulunan kefil hakkında icra takibi başlattı. Asıl borçlunun kiracı olduğunu ve borçtan sorumlu olmadığını savunan kefil ise icra takibinin iptali talebiyle dava açtı.</div> <div data-end="1221" data-start="813">Yerel mahkeme, kefilin kira sözleşmesinde imzasının bulunmasını gerekçe göstererek borçtan sorumlu olduğuna karar verdi ve davayı reddetti. Kararın kesinleşmesinin ardından Adalet Bakanlığı, kefalet sözleşmesinde kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihinin kefilin el yazısıyla belirtilmediği gerekçesiyle, kefilin borçtan sorumlu tutulamayacağını belirterek kararı kanun yararına temyiz etti.</div> <div data-end="1594" data-start="1223">Dosyayı inceleyen Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, kira sözleşmesindeki kefalet bölümünün 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 583. maddesinde öngörülen şekil şartlarını taşımadığını tespit etti. Kararda, kefalet sözleşmesinin geçerli olabilmesi için kefilin sorumlu olacağı azami tutar ile kefalet tarihinin kefilin kendi el yazısıyla belirtilmesinin zorunlu olduğu vurgulandı.</div> <div data-end="1836" data-start="1596">Yargıtay, söz konusu şartların yerine getirilmemesi nedeniyle kefaletin geçersiz olduğuna ve kefilin borçtan sorumlu tutulamayacağına hükmederek, yerel mahkeme kararını kanun yararına bozdu. Karar, kefiller açısından emsal niteliği taşıyor.</div> <div> </div>