angunhalil @ gmail.com

İslam devletlerinde devlet hazinesi için kullanılan “Beytülmal” bugün devlet malının önemine vurgu yapılırken, bir devletin vatandaşlarında “Devletin Malı Deniz Yemeyen Keriz” anlayışı karşılık buluyorsa o toplumda beytülmalin çarçur edilmesi kaçınılmaz olur.
Devlete hıyanet etmeyi alışkanlık durumuna getirenlere göre devletin bitmez tükenmez malı vardır. Yolunu bulup ondan aşırmayan budaladır anlayışı ile yola çıkarak hareket eden devletin maaşlı personelinden tutun ta alt tabaka vatandaşına kadar bu anlayıştan vazgeçmemiz gerekiyor.
Atasözleri, deyimler ve deyişler bir toplumun dili yanında sosyolojik özellikleri hakkında da bilgi verir.
* * *
Üzümünü ye bağını sorma.
* * *
Devlet malı deniz, yemeyenler keriz
* * *
Yemek buldun mu ye, dayak buldun mu kaç!
Toplumların ve ülkelerin temelleri, sahip oldukları eğitim sistemleri üzerinde yükselir.
Devlet ve millet olarak hayatımızda, eğitimle ilgili çok acı tecrübeler yaşamış olmamıza ve bu yüzden nesiller ibret alıp dersler çıkarmadık ve bir türlü gerekli önlemleri almadık.
‘Kamu Malı’ diye bir kavram var. Fakat bu kelime bize yabancı geliyor. Kamu denilen şey, aslında ‘biz' olduğumuz halde, onu uzaktaki bir varlık, hatta bazen bir düşman gibi düşünüyoruz ama kamu malına kamu olarak sahip çıkmak için bir şeyler yapmamız da gerekiyor.
Bildiğimiz gibi öncelikli sıralarda yer almamasına rağmen, bir çok sorun geri plana itilerek çarşı, park ve bazı ana arterlerin aydınlatma ve süslenme ve giydirmeleri başta olmak üzere, park ve bahçelerde bulunan çocuk yaşam alanları, bank ve kamelyalar ‘‘Kamuya açık Kamu Malı‘‘ bunların özellikle korunması ve çocukları tarafından tahrip edilmemesi için aile içerisinde çocuklarımıza vereceğimiz özel eğitim ile kamu malına sahip çıkma eğitimi aile reisleri ve ebeveynler tarafından verilmeli.
"Birinci Abdülhamit, Halil Hamid Paşa'yı 1782'de Sadrazam, yapar, hem akıllı, hem de ekonomiden anlayan, Halil Hamid Paşa devletin hemen her kurumunun batakta olduğu bir ortamda Halil Hamid Paşa, hazırladığı ekonomik programı aşamalı olarak uygulamaya koyar. İlk aşamada lüks tüketimi azaltır, hiç çalışmadığı halde devletten maaş alan asalakları temizler, teknik eğitimi canlandırır, teknolojiye ağırlık verir, kalabalık ve hantal ordu yerine, teknik donanımlı askeri birliklere yönelir, savaşlardan uzak durmayı yeğler. Bu tutarlı politikadan rahatsız olan rüşvetçiler, çıkarcılar, işbirlikçi soysuzlar fitne kampanyasına başlar.
Devamını Lütfü Kaleli'nin (Osmanlıdan Günümüze Vurgunlar - Kırımlar - İftiralar - İhanetler/ Can Yayınları) kitabından okuyabilirsiniz.