angunhalil @ gmail.com

Siirt'in gelişmediğini, yerinde saydığını hatta geriye gittiğini konuşmayanımız yoktur. Hemen her ortamda bu söylemler üzerinden siyaset yapıldığına tanıklık ve şahitlik edebiliyoruz. Uzun uzun yazmaktan ise bunu bir yazı dizisi ile irdelemek istedim.
Siyaset, bürokrat, yerel basın ve vatandaş olarak hakkı ile görevimizi yapamadığımızdan ilimiz ilerlemesi bir kenara dursun sürekli geriliyor.
Yıllarca gerek siyasilerimiz gerekse ilimizde görev yapan bürokrasiden kişiler Siirt'i doğunun Paris'i sözü ile bizleri yıllardır uyuttular.
Yıllarca O günün şartlarında dünyayı bilmiyorduk, tanımıyorduk. Geri kalmışlığımızın ne denli büyük olduğunun farkına varamamıştık. Bugünlerde İnternet ve Medyanın yaygınlaşmasıyla dünya küçük bir köy halini aldı. Bilgiye ulaşmak çok kolay, ülkemizin veya dünyanın herhangi bir yeriyle kendimizi kıyaslamak çok basit bir hal aldı. Bu vesileyle artık bu janjanlı söylemleri yutmamızda güçleşiyor.
Bundan 10 yıl önce çok güzel şekilde kendimizi bunlara inandırmışız ama gelin görün ki maalesef ''Kral çıplak'' böyle bir Paris yokmuş, bunlar saf masalıymış.
Siz hiç yılın 11 ayı çalışmayan, kalan bir ayda da civar hava meydanlarına inen, sözde havaalanı, özde bir güvercinin bile inemediği bir havaalanı Paris'te gördünüz mü?
Siz hiç kaldırımları işgal edilmiş, adım başı seyyar satıcılarla dolmuş Paris gördünüz mü?
Siz hiç alternatifsiz tek caddesi olan bir Paris gördünüz mü?
Siz hiç bütün resmi daireleri şehrin merkezine doldurulmuş, en güzel alanları kamu kurum binalarıyla işgal edilmiş bir Paris gördünüz mü?
Siz hiç caddeleri dilencilerden geçilmeyen Paris gördünüz mü?
Siz hiç toplu taşıması 1980’li yıllardan kalmış araçlarla yapılan Paris gördünüz mü?
Siz hiç şehir merkezindeki yolların genişliğinin 10 metre olan bir Paris gördünüz mü?
Saydıkça sayfayı doldurabiliriz!
Buradan hareketle şunu rahatlıkla söyleyebiliriz bırakın Doğunun Paris'i olmayı doğunun modern bir kasabası bile değiliz.