Hutbede, İslam’ın kazanç ile infakı, zanaat ile ahlakı bir araya getiren bir hayat dini olduğu ifade edilerek, çalışma hayatında hak ve hukuka riayet edilmesi gerektiği belirtildi. Alın terinin mukaddes olduğu vurgulanırken, helal ve meşru yollardan rızık temin etmenin ibadet sayıldığı hatırlatıldı.
Peygamber Efendimizin (s.a.s) çalışmayı teşvik eden hadislerine de yer verilen hutbede, kişinin kendi emeğiyle geçinmesinin, başkalarına el açmaktan daha hayırlı olduğu ifade edildi.
İşçi ve İşverenlere Önemli Mesajlar
Hutbede işçi ve işveren ilişkilerine de geniş yer verildi. İşçinin, görevini en iyi şekilde yerine getirmesi, işini sağlam ve kaliteli yapması gerektiği belirtilirken; işverenin ise çalışanlarına karşı adil olması, haklarını zamanında teslim etmesi ve güvenli bir çalışma ortamı sağlaması gerektiği vurgulandı.
İş yerlerinin sadece bir kazanç kapısı değil, aynı zamanda güvenin hâkim olduğu bir “emanet yurdu” olması gerektiği ifade edildi. İşçilerin alın terinin karşılığının eksiksiz verilmesinin önemine dikkat çekildi.
Adalet, Merhamet ve Dayanışma Vurgusu
Hutbenin devamında, işveren ya da işçi olmanın insanî açıdan bir üstünlük sebebi olmadığı belirtilerek, Allah katında üstünlüğün takva ile olduğu hatırlatıldı. İnsanlar arasında adalet, dürüstlük, yardımlaşma ve dayanışmanın esas alınması gerektiği ifade edildi.
Hutbe, Kur’an-ı Kerim’den “Allah’ın sana verdiği şeylerle ahiret yurdunu ara. Dünyadan da nasibini unutma. Allah’ın sana iyilik yaptığı gibi sen de iyilik yap…” ayetiyle sona erdi.
