Karar, milyonlarca konut sahibi ve kiracıyı yakından ilgilendirirken, özellikle cam balkon uygulamaları konusunda önemli bir hukuki süreci de beraberinde getirdi.
Uzmanlara göre balkonlar, birçok kişinin düşündüğünün aksine tamamen kişisel kullanım alanı olarak kabul edilmiyor. Balkonlar, teraslar ve dış cepheler binanın mimari bütünlüğünün bir parçası sayıldığı için yapılacak değişiklikler tüm kat maliklerini ilgilendiriyor. Bu nedenle dış cephede görüntü ve yapı değişikliğine neden olan uygulamalar için belirli kuralların yerine getirilmesi gerekiyor.
Mevzuata göre balkonun cam, PVC veya benzeri malzemelerle kapatılabilmesi için apartmandaki kat maliklerinin beşte dördünün yazılı onayının alınması gerekiyor. Gerekli onaylar alınmadan yapılan işlemlerde ise herhangi bir kat malikinin belediyeye veya mahkemeye başvurması yeterli olabiliyor.
Açılacak davalarda mahkemeler, balkonun eski haline getirilmesine karar verebilirken, söküm masrafları da uygulamayı yaptıran kişiye yüklenebiliyor. Ayrıca ilgili mevzuat kapsamında idari para cezaları da gündeme gelebiliyor.
Gayrimenkul hukuku alanında çalışan uzmanlar, ev sahiplerinin ve daire satın almayı planlayan vatandaşların özellikle kapalı balkonların belediyedeki onaylı projelerde yer alıp almadığını kontrol etmeleri gerektiğini belirtiyor. Apartmanda yapılacak değişikliklerde ise yönetim planının incelenmesi, gerekli onayların alınması ve kararların resmi olarak kayıt altına alınması tavsiye ediliyor.
Yargıtay'ın emsal niteliğindeki kararının ardından, önümüzdeki dönemde balkon kapatma uygulamalarına yönelik denetimlerin artabileceği ve bu konuda açılan dava sayılarında yükseliş yaşanabileceği değerlendiriliyor.