Yaklaşık 100 dekarlık parçalı ve engebeli arazilerde üretim yapan köylüler, ekim döneminde at ve katırlarla sürdükleri tarlalarda yetiştirdikleri buğday, arpa, mercimek ve fiği büyük emeklerle hasat ediyor.
Hasat edilen ürünler önce öbekler halinde toplanıyor, ardından at ve katırların sırtına yüklenerek patika yollardan harman alanına ulaştırılıyor. Burada ürünlerin harmanı yapılarak dane ve saman ayrıştırılıyor.
Parçalı halde bulunan 25 dekarlık tarlasında buğday, arpa ve mercimek yetiştiren çiftçi Seyfettin Orhan, ekimden hasada kadar tüm süreci imece usulüyle yürüttüklerini söyledi.

Tarlalara tarım makinelerinin giremediğini belirten Orhan, üretimin insan ve hayvan gücüyle gerçekleştirildiğini ifade ederek, bu yöntemin atalarından miras kaldığını dile getirdi.
Orhan, "İşimiz zordur ama mecburiyetten yapıyoruz. Orakla biçiyoruz. Hepsini elle topluyoruz. Daha sonra katırla harmana getirip, orada patoz yapıyoruz. 15 yaşından beri bu işi yapıyorum." dedi.
Günün daha serin saatlerinde çalıştıklarını belirten Orhan, hasat döneminin yoğun emek gerektirdiğini kaydetti.

Kent merkezinde yaşayan oğlu Aziz Can Orhan ise hasat döneminde babasına destek olmak için köye geldiğini söyledi.
Hasadın yaklaşık 15 gün sürdüğünü anlatan Orhan, elde ettikleri ürünün yanı sıra hayvanlarının kışlık saman ihtiyacını da bu çalışmalarla karşıladıklarını belirtti.
Yaşadıkları coğrafyanın engebeli yapısı nedeniyle tarlalarda makine kullanamadıklarını ifade eden Orhan, "Bu nedenle ürünleri orakla biçiyoruz. Tarlalar yan yana olmadığı için hasat uzun sürüyor. Şu an çalıştığımız tarlayı iki-üç günde ancak bitiririz. Sonra hayvanla harmana çekip patoz yapacağız. Alın teri döküyoruz ama eve gittiğimizde rahat bir uyku çekiyoruz, helal bir lokma yiyoruz." diye konuştu.