?>

2026 Yeni Bir Yıl, Yeni Bir Umut Olsun

Tahir Eren

1 ay önce

2025 yılını tüm olumsuzluklarıyla geride bırakıyoruz. Geçmişe baktığımızda çoğu zaman yalnızca yaşanan olumsuzlukları hatırlıyoruz. Daha Covid salgınının yaralarını saramadan yaşanan depremler, toplumda maddi ve manevi büyük bir çöküntüye yol açtı. Gizlenen enflasyon nedeniyle insanların gelirleri düştü, fakirleşme ise hala devam ediyor.
Üretim ekonomisine sahip gelişmiş ülkeler salgın ya da afet dönemlerinde halkına destek olurken, bizi yönetenlerin vatandaşlardan IBAN numarası paylaşmasını istemesi ciddi bir zaafiyet olarak görülmelidir. Emperyalist hayallerle başka coğrafyalarda harcamalar yapılırken, eğitim ve üretim yerine silaha yatırım yapanların ekonomik darboğazdan çıkamayacağı dünden belliydi.
Yüksek enflasyonla toplum fakirleştirilirken, halktan toplanan vergilerin birkaç şirkete ucuz kredi olarak verildiğini basından öğrenmeye devam ediyoruz. Hukuktan, barıştan ve demokrasiden korkanlar, koltuklarını korumak uğruna savaşı sürekli gündemde tutuyor.
Yıllardır “kardeşimiz” denilen halklara Suriye’de bir oluşum olmasın diye milyonlarca döviz harcanmasının bedelini bugün ülke olarak ekonomik krizle ödüyoruz. Haklı olarak şu soruları sormak gerekiyor: Suriyeli mültecilerin burada ne işi var? Ya da bizim Suriye’de ne işimiz var? Milyonlarca insanı maaşa bağlamak yetmezmiş gibi, hükümetlerini fonlamak ve yeniden imarlarını üstlenmek de artık şaşırtıcı gelmiyor.
Her seçim döneminde milyonlarca varil petrol, devasa gaz rezervleri, yerli uçak, yerli tank, yerli otomobil ve İHA üretimi anlatılıyor. “Lider ülke” söylemleriyle övünülen bu başarı hikayelerinin meyvelerini neden halk olarak hissedemiyoruz? Eğer bu politikalar başarılıysa, neden ekonomik refah toplumun geneline yansımıyor? Neden enflasyon bu kadar yüksek? Neden toplum fakirlikten kırılıyor? Neden gençlerimiz iş bulmak için yurt dışına göç ediyor?
Eğer hukuk ve demokrasiyle yönetiliyorsak, neden sanatçılar, siyasetçiler ve gazeteciler başka ülkelere iltica ediyor? Tüm bu olumsuzluklara rağmen neden toplum olarak aynı yöneticileri tekrar tekrar seçme hatasını yapıyoruz? Medya doğru haber veriyorsa, neden bugünkü medyaya güvenmiyoruz?
Korku duvarlarını aşamadığımız için her şeyi normalleştirdik. Abartılan petrol ve doğal gaz üretimlerinin faydasını neden vatandaş göremiyor? Milliyetçilik adına insanlar sanal başarılara inandırıldı. Kutuplaştırarak yönetme anlayışı hala sürüyor. Kürt fobisi nedeniyle hukuk ve demokrasi ihlalleri artarken, ekonomi neredeyse batma noktasına geldi.
Toplumda değer yargıları değişti, güven duygusu zayıfladı. Gelenek ve göreneklere bağlılık azaldı, sözün bir anlamı kalmadı. Buna rağmen bu toplum, değişim için mücadele eden ve bedel ödeyen örnek insanlarla doludur. Kendi içinden, toplumu aydınlığa çıkaracak dinamikleri üretme gücüne sahiptir.
Yüce Allah, “Şüphesiz ki bir kavim, kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez” buyurur. Yani kuluna şöyle seslenir: Sen yeter ki ayağa kalk, sen yanlışı değiştir; ben seninleyim.
Her şeye rağmen 2026 yılına umutla bakmalıyız. Hayallerimizi ve umutlarımızı yitirmemeliyiz. Umut ve hoşgörü bizi aydınlık yarınlara taşıyacaktır. Tatlı dil ve karşılıklı anlayış, insanlığımızı büyütecektir. Sorunlarımızı kardeşlik hukuku içinde, barışla taçlandırmalıyız.
Yeni çözüm sürecini yöneten sistem her ne kadar güven vermese de, çözüm için umut her zaman vardır. Ulusalcı ya da milliyetçi söylemlerle sergilenen faşizan tavırlar ve hükümetin ayak diremesi, çözüm sürecinin şansını zayıflatmaktadır.
İsteriz ki 2026 barışın ve kardeşliğin yılı olsun. 2026, Kürt halkının kardeşlik yılı olsun. Kürt sorunu barışçıl yollarla Meclis’te çözülsün. Kürt dili ve hakları üzerindeki engeller kalksın. Özlem duyduğumuz evrensel hukuk ve demokratik insan hakları standartlarına ulaşalım. Asgari ücret 550 avrodan, Avrupa’daki gibi 3.000 avro seviyelerine yükselsin. Bu olumlu ortamda ticaret gelişsin, milli gelir artsın; belki o zaman enflasyon da düşer.
Tarikatlar kapatılıp ahlak ve hoşgörü temelli bir eğitim sistemi kurulsa, toplumsal çürüme sona ermez miydi? Türkiye toplumları olarak önümüzde tek bir yol var: Ya kardeş olmayı başaracağız ya da başka milletlere köle olmaya doğru evrileceğiz. Çünkü demokrasi ve barışın olduğu yerde ekonomik refah da olur.

2026 yılının barış ve kardeşlik yılı olması dileğiyle, yeni yılınızı kutluyorum.

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI