Bir insan doğduğu şehre ne borçludur?
Yıllarca suyunu içtiği, ekmeğini yediği, sokaklarında büyüdüğü, çocukluğunu yaşadığı, ilk hayallerini kurduğu bir kente karşı hiçbir sorumluluğu yok mudur?
Bugün bu soruyu Kurtalan, Siirt ve Batman’ın başarılı iş insanlarına sormak istiyorum.
Çünkü artık susmanın zamanı geçti.
Bir ülke betonla değil, eğitimle kalkınır.
Bir şehir gökdelenlerle değil; yetiştirdiği bilim insanlarıyla, doktorlarıyla, mühendisleriyle, öğretmenleriyle, sanatçılarıyla ve aydın gençleriyle büyür.
Bugün sokaklarımızda her geçen gün biraz daha umudunu kaybeden gençler görüyoruz.
Uyuşturucu illeti…
Sanal bahis…
Kumar…
Çeteleşme…
Akran zorbalığı…
Şiddet…
Bütün bunlar sessizce geleceğimizi elimizden alıyor.
Oysa bu karanlığın karşısındaki en büyük güç ne güvenliktir ne de cezadır.
En büyük güç eğitimdir.
Bir çocuğun eline kitap verdiğinizde, elinden uyuşturucuyu alırsınız.
Bir genci laboratuvarla buluşturduğunuzda, onu sokaklardan kurtarırsınız.
Sanatla, sporla ve bilimle büyüyen bir nesil, hiçbir karanlık yapının esiri olmaz.
İşte gerçek kalkınma budur.
Geçtiğimiz günlerde Bitlis’e yaptığım yolculukta bunu bir kez daha gördüm.
Batman’dan Tatvan’a doğru ilerlerken Rhava Ovası boyunca yükselen eğitim kurumları bana geleceğin nasıl inşa edildiğini anlattı.
Bitlis Eren Üniversitesi…
Liseler…
Öğrenci yurtları…
Ve yapımına başlanan modern tıp fakültesi…
İnsan o binalara bakınca şunu düşünüyor:
Bir memleketi zengin yapan şey servet değil, eğitime yapılan yatırımdır.
Eren Holding’in memleketine kazandırdığı bu eserler sadece betonarme binalar değildir.
Onlar, geleceğe yazılmış birer umut mektubudur.
Daha da anlamlı olanı ise, Türkiye’de üniversite giriş sınavında ilk 15 bin başarı sıralamasına girerek Bitlis Eren Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni tercih eden öğrencilere yönelik açıklanan destek modelidir.
İlk üç yıl eğitimlerini Çapa Tıp Fakültesi’nde sürdürme imkânı…
Eğitim hayatları boyunca aylık 50 bin TL burs desteği…
İşte vizyon budur.
İşte memlekete vefa budur.
İşte kazandığını doğduğu topraklara geri vermek budur.
Bir yandan Türkiye’nin başarılı genç beyinlerini şehrine kazandırırken, diğer yandan eğitime yaptığı yatırımla gelecek yüzyılları inşa etmektir.
Şimdi dönüp kendi topraklarımıza bakıyorum.
Kurtalan… Siirt… Batman…
Petrolün, emeğin, ticaretin ve alın terinin yoğurduğu bu topraklar…
Nice sanayici, müteahhit, tüccar ve başarılı iş insanı yetiştiren bu şehirler…
Allah hepsinin kazancını bereketli etsin.
Ama artık şu soruyu yüksek sesle sormanın zamanı gelmedi mi?
Kurtalan için kalıcı olarak ne yaptık?
Siirt için ne yaptık?
Batman için ne yaptık?
Adınızı taşıyan kaç okul var?
Kaç öğrenci yurdu yaptırdınız?
Kaç bilim merkezi kurdunuz?
Kaç gence burs verdiniz?
Kaç fakültenin temelinde sizin imzanız var?
Kaç çocuğun kaderini değiştirdiniz?
İnanın…
Bir gün banka hesapları unutulacak.
Şirketler el değiştirecek.
Lüks makam odaları boşalacak.
Gösterişli binalar eskimeye başlayacak.
Ama adınızı taşıyan bir okuldan mezun olan binlerce genç, sizi ömrü boyunca hayır duasıyla anacak.
İşte gerçek zenginlik budur.
Bugün bu üç şehrin de en büyük ihtiyaçlarından biri güçlü eğitim kurumlarıdır.
Tıp fakülteleri…
Araştırma merkezleri…
Teknoloji laboratuvarları…
Kütüphaneler…
Öğrenci yurtları…
Bilim…
Sanat…
Spor…
Çünkü gençliği kurtaracak olan bunlardır.
Bunu yalnızca devletin omuzlarına bırakmak doğru değildir.
Bu topraklardan kazanan herkesin, bu topraklara karşı bir vefa borcu vardır.
Bu bir bağış değildir.
Bu bir reklam değildir.
Bu, doğduğu toprağa ödenmesi gereken onurlu bir vefa borcudur.
Ey Kurtalan’ın, Siirt’in ve Batman’ın varlıklı insanları…
Bu topraklar size çok şey verdi.
Şimdi sıra sizde.
Gelin…
Çocuklarımızı uyuşturucuya değil üniversitelere emanet edelim.
Bahis masalarına değil kütüphanelere yönlendirelim.
Çetelere değil laboratuvarlara…
Umutsuzluğa değil bilime…
Bir okul yapın…
Bir fakülte yaptırın…
Bir öğrenci yurdu kazandırın…
Yüzlerce gence burs verin…
Çünkü eğitime yapılan yatırım sadece bir bina yapmak değildir.
Bir şehrin kaderini değiştirmektir.
Dilerim Bitlis’te Eren Holding’in ortaya koyduğu bu vizyon ve memleket sevdası, Kurtalan’ın, Siirt’in ve Batman’ın güzel yürekli iş insanlarına da ilham olur.
Çünkü doğduğu şehre bırakılacak en büyük miras;
Fabrika değil, okul…
Servet değil, eğitim…
Gösteriş değil, bilim…
Ve ardında hayır duası bırakan nesillerdir.
Kurtalan bunu hak ediyor.
Siirt bunu hak ediyor.
Batman ise bunu fazlasıyla hak ediyor.
Bu topraklar yıllarca Türkiye’nin enerjisine, ekonomisine ve geleceğine güç verdi.
Artık sıra, bu toprakların çocuklarının geleceğine güç vermeye geldi.
Yarın çok geç olmadan…
Gelin, çocuklarımızın geleceğine birlikte yatırım yapalım.