Ana içeriğe geç

Kurtalan Gazetesi: Siirt'in Kurtalan, Baykan, Şirvan, Pervari, Eruh ve Tillo ilçelerinden son dakika haberleri, Siirt gündemi ve yerel gelişmeler.

Siirt’te Doğurganlık Hızı 2,11 ile Kritik Sınırda

Türkiye’de toplam doğurganlık hızının 1,42’ye gerilediği belirtilirken Siirt, 2,11 çocukluk doğurganlık hızıyla nüfusun kendini yenileme eşiğinin üzerinde kalan beş il arasında yer aldı.

Siirt’te Doğurganlık Hızı 2,11 ile Kritik Sınırda
1 / 2

Türkiye’de düşen doğurganlık hızı, nüfusun geleceğine ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. Toplum Çalışmaları Enstitüsü tarafından yayımlanan “Türkiye’de Demografik Dönüşüm ve Stratejiler” başlıklı raporda, doğurganlıktaki gerilemenin yalnızca ailelerin çocuk sahibi olma tercihleriyle açıklanamayacağı; ekonomik koşullar, konut giderleri, eğitim masrafları ve çocuk bakımına erişim gibi faktörlerin de değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.

Raporda yer alan verilere göre, Türkiye’de toplam doğurganlık hızı 2014 yılında kadın başına 2,19 çocukken 2025 yılında 1,42’ye kadar geriledi. Nüfusun kendini yenileme düzeyi olarak kabul edilen 2,1 eşiğinin altında kalan il sayısı 76’ya ulaştı.

Bu tablonun dışında kalan illerden biri ise Siirt oldu. Kent, 2,11’lik doğurganlık hızıyla Türkiye’de yenilenme eşiğinin üzerinde bulunan beş il arasında gösterildi.

Siirt’in Doğurganlık Hızı Kritik Sınırda

Rapora göre Şanlıurfa 3,15, Şırnak 2,53, Mardin 2,23 ve Diyarbakır 2,14 doğurganlık hızıyla yenilenme eşiğinin üzerinde yer alırken Siirt 2,11 ile bu sıralamanın son basamağında bulunuyor.

Siirt’in bu göstergede Türkiye ortalamasından ayrışması önemli bir avantaj olarak değerlendirilebilir. Ancak kentteki doğurganlık hızının yenilenme eşiğinin yalnızca 0,01 puan üzerinde bulunması, mevcut durumun korunmasının önemini de ortaya koyuyor.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta, doğurganlık hızının tek başına nüfusun artacağını garanti etmemesi. Göç, ölüm oranları ve nüfusun yaş yapısı da bir kentin gelecekteki nüfusunu etkiliyor. Dolayısıyla Siirt’in mevcut göstergesi önemli olmakla birlikte, kentin demografik geleceği daha geniş bir çerçevede ele alınmalı.

Türkiye’deki Gerilemenin Arkasında Ne Var?

Raporda öne çıkan başlıklardan biri, ailelerin ilk çocuktan sonra ikinci çocuk kararını vermekte zorlanması oldu.

2021-2025 dönemindeki doğurganlık kaybının yüzde 75,9’unun birinci çocuktan ikinci çocuğa geçişteki zayıflamayla ilişkili olduğu belirtildi. İlk çocuğunu dünyaya getiren kadınların ikinci çocuğa geçiş oranı 2013’te 0,906 iken 2025’te 0,712’ye geriledi.

Bu veriler, çocuk sahibi olma kararının yalnızca ailelerin isteği üzerinden değerlendirilmesinin yeterli olmadığını gösteriyor. İlk çocuğun ardından artan ev giderleri, eğitim harcamaları, bakım sorumlulukları ve çalışma hayatına ilişkin kaygılar, ailelerin yeni bir çocuk sahibi olma kararını etkileyebiliyor.

Siirt açısından da bu başlıkların araştırılması önem taşıyor. Ancak raporda yer alan ikinci çocuk verileri Türkiye geneline ilişkin olduğundan, aynı eğilimin Siirt’te hangi ölçüde yaşandığını ortaya koymak için il bazında doğum sırası, aile gelirleri ve çocuk bakımına erişim verilerine ihtiyaç bulunuyor.

Kira, Gıda ve Eğitim Giderleri Aileleri Zorluyor

Raporda, dar gelirli ailelerin bütçelerinde barınma ve gıda harcamalarının önemli yer tuttuğu vurgulandı. En düşük gelirli yüzde 20’lik kesimin tüketim harcamalarının yüzde 38,7’sinin konut ve kiraya, yüzde 29,2’sinin ise gıdaya ayrıldığı belirtildi. Böylece iki temel giderin toplam payı yüzde 67,9’a ulaştı.

Bu tablo, çocuk yetiştirmenin maliyetini değerlendirirken yalnızca doğum yardımlarına odaklanmanın yeterli olmayabileceğine işaret ediyor. Ailelerin düzenli gelir elde etmesi, uygun konuta erişmesi, çocuklarının eğitim ve bakım giderlerini karşılayabilmesi de karar sürecinde önem taşıyor.

Siirt’te de ailelerin ekonomik koşullarının doğurganlık kararlarına etkisinin anlaşılabilmesi için hane gelirleri, kira giderleri, kreş imkânları ve çocuk başına yapılan harcamaların birlikte değerlendirilmesi gerekiyor. Kentin doğurganlık hızının yüksek olması, ailelerin ekonomik açıdan herhangi bir sorun yaşamadığı anlamına gelmiyor.

Çocuk Bakımı ve Kadınların İstihdamı Öne Çıkıyor

Raporda yer alan bir diğer önemli başlık, çocuk bakım hizmetlerine erişim oldu. Verilere göre 15 yaş altı çocukların bakım sorumluluğunu taşıyan çalışanların yüzde 83’ü profesyonel bakım hizmetlerinden yararlanamıyor.

Hanede üç yaşından küçük çocuk bulunması durumunda 25-49 yaş grubundaki kadınların istihdam oranının yüzde 26,9’a düştüğü, erkeklerde ise bu oranın yüzde 90,9 olduğu aktarıldı.

Bu fark, çocuk bakımının aile içindeki iş bölümü ve kadınların çalışma hayatına katılımıyla yakından ilişkili olduğunu gösteriyor. Erişilebilir kreşlerin ve güvenilir bakım hizmetlerinin yaygınlaştırılması, çocuk sahibi ailelerin yükünü azaltabilecek politikalar arasında bulunuyor.

Siirt için de çalışan ebeveynlerin bakım hizmetlerine erişiminin, özellikle dar gelirli aileler açısından incelenmesi önem taşıyor. Böyle bir değerlendirme, kentteki ailelerin hangi desteklere ihtiyaç duyduğunu belirlemeye yardımcı olabilir.

 

Okur görüşleri
0 yorum
Yorum yaz
Yorumlar yayın ilkelerine göre incelenir.
Yorumları göster0 yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Siz Yapın
Daha fazla yükle