<div>Siirt Milletvekili Sabahat Erdoğan Sarıtaş, Eruh ilçesinde 15 yaşındaki bir çocuğun cinsel istismara uğradığı ve DNA raporlarıyla doğrulanan davanın düşürülmesini Adalet Bakanlığına yazılı soru önergesiyle taşıdı.</div> <div>Siirt Milletvekili Sabahat Erdoğan Sarıtaş, Siirt’in Eruh ilçesinde görülen ve 15 yaşındaki bir çocuğun cinsel istismara uğradığı iddiasına ilişkin davanın düşürülmesini Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı. Sarıtaş, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in yanıtlaması istemiyle yazılı soru önergesi verdi.</div> <div>Önergede yer alan bilgilere göre; Eruh ilçesinde yaşayan Z.Ç.’nin, henüz 15 yaşındayken kayınpederi olan muhtar ve güvenlik korucusu İzzettin Yardım tarafından sistematik şekilde cinsel istismara maruz bırakıldığı belirtildi. Failin, sahip olduğu silahlı güç ve nüfuzu kullanarak mağduru ailesine zarar vermekle tehdit ettiği, bu nedenle uzun süre şikâyette bulunamadığı ifade edildi.</div> <div>Dava dosyasında bulunan Adli Tıp Kurumu raporu ve DNA incelemesi sonucunda, mağdurun dünyaya getirdiği çocuğun biyolojik babasının sanık İzzettin Yardım olduğunun kesinleştiği hatırlatıldı. Buna rağmen yerel mahkemenin, gerekçeli kararında çocuğun sanıktan olduğunu kabul etmesine karşın “kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği” gerekçesiyle beraat kararı verdiği vurgulandı.</div> <div>Beraat kararının ardından dosyanın istinafa taşındığı, istinaf mahkemesinin kararı bozarak sanığın yeniden yargılanmasına hükmettiği belirtilen önergede; son duruşmada ise davanın “düşürülmesine” karar verildiği aktarıldı.</div> <div>Milletvekili Sarıtaş, önergesinde şu sorulara yanıt istedi:</div> <div>1- Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan DNA raporuyla, sanığın mağduru istismar ettiği ve bu istismardan bir çocuk doğduğu kesinlik kazanmışken; yerel mahkemenin 'kesin delil yok' gerekçesiyle verdiği beraat ve akabinde gelen 'düşme' kararı, yargının maddi gerçeklikle bağını kopardığı anlamına mı gelmektedir?</div> <div>2- Sanığın muhtar ve güvenlik korucusu olması sebebiyle mağdur üzerinde kurduğu silahlı tehdit ve baskı, şikayet süresini engelleyen bir mücbir sebep olarak neden değerlendirilmemiştir? Kamu görevlisinin nüfuzunu kullanarak işlediği bu suçun cezasız kalması, bölgedeki diğer mağdurların adalete olan güvenini nasıl etkileyecektir?</div> <div>3- İstinaf mahkemesinin bozma kararına rağmen yerel mahkemenin dosyayı esastan karara bağlamak yerine 'düşme' kararı vermesi, “çocuğun korunması” ve “etkin soruşturma”ilkeleriyle bağdaşmakta mıdır?</div> <div>4- Aynı dosyada hem çocuğun sanıktan olduğunun kabul edilip hem de sanığın cezalandırılmaması, yargı sisteminde “delil takdiri” yetkisinin somut kanıtları yok sayacak kadar geniş kullanıldığının bir göstergesi midir? Bakanlığınız bu karara karşı bir inceleme başlatacak mıdır?</div> <div>5- Failinkorucu olması, yargılama sürecinde sanığa zımni bir “koruma zırhı” mı sağlamıştır? Şiddet ve istismar vakalarında faillerin düşmekararlarıyla serbest kalması, toplumda yükselen cezasızlık algısını ve adalete olan inançsızlığı derinleştirmemekte midir?</div> <div>Sarıtaş, Adalet Bakanlığının söz konusu yargı kararlarına ilişkin inceleme başlatıp başlatmayacağını da sordu.</div> <div> </div>