Rüstem Garzanlı (Ağrak)
Köşe Yazarı
Rüstem Garzanlı (Ağrak)
 

Diyarbakır, “Şeyh Said Bulvarı”

1917 yılında Mustafa Kemal Diyarbakır’a gelmiş, şimdi Atatürk Köşkü ismi ile bilinen binada ikamet etmiş, Cuma günleri Diyarbakır Ulucamii’ne gelir, dinî ağırlıklı konuşma yapar, yörenin Kürt aşiret reisleriyle, şeyhlerle görüşüyordu. Şeyh Said ile görüşmelerinde “kendisine yetki verilirse Türk ve Kürtlerin birlikteliğiyle yeni bir devletin filizlenmesiyle, bölge insanı için hayırlı hizmetler yapmaya hazır olduğunu ve bu hareketin başına geçmek istediğini” söyler. Şeyh Said, “Anadolu coğrafyasının tamamı da Hilafet ile Osmanlıya bağlıdır. Hilafet makamı ilga olursa her millet kendi yoluna gider. Hilafetle İslâm ittifakını mutlaka sağlamamız lazım. ”Aksi halde” der, “Hilafet kalkarsa Kürtlerin Türklerle bağı kesilir, ümmet anarşiye duçar olur. Kürtler, Türklerden koparılmayı kabul etmez.” Şeyh Said, konuşmanın devamında “Hilafeti muhafaza ederek düşmanlarımızın esareti altına girmemenin ve birlik ve beraberliğimizi muhafaza etmenin şart olduğunu” söyler. Bunun üzerine aralarında hararetli tartışma çıkar, Mustafa Kemal oradan ayrılır.1, Şeyh Said, 1924 Anayasasına, Halifeliğin kaldırılmasına ve laik düzene karşı çıkmış bölgenin aşiret reislerinden, Said Nursî hazretlerinden de harekete iştirak etme talebinde bulunmuş. Bediüzzaman, şöyle cevap vermiş : ”Türk milleti asırlardan beri islâmiyet’in bayraktarlığını yapmıştır. Çok veliler yetiştirmiş ve çok şehitler vermiştir. Böyle bir milletin torunlarına kılıç çekilmez. Biz Müslümanız, onlarla kardeşiz, kardeşi kardeşle çarpıştıramayız. Bu şer’an caiz değildir. Kılıç, harici düşmana karşı çekilir. Dâhilde kılıç kullanılmaz. Bu zamanda yegâne kurtuluş çaremiz, Kur’ân ve iman hakikatiyle milleti tenvir ve irşad etmektir. En büyük düşmanımız olan cehli izale etmektir. Teşebbüsünüzden vazgeçiniz. Zira akim kalır. Birkaç cani yüzünden binlerce masum kadın ve erkekler telef olabilir.”2, Şeyh Said, silahlı mücadele yerindeki, eylem planından vazgeçerek Ankara’ya bir heyetle gitmeye karar verir. Kaderin cilvesi 13 Şubat 1925’te Dicle’nin Amini köyüne bir grup asker gelir, aramakta olan iki kişinin bulunduğunu onların kendilerine teslim edilmesini isterler. Şeyh Said, kargaşa çıkmaması için cemaat dağıldıktan sonra teslim edebileceğini söyler, askerler kabul etmezler. Köylülerin itirazı üzerine çıkan arbede, Ankara’nın da beklediği plan olmuştu ki, “İşte, Şeyh Said hareketi başlattı, ihanet var, Kürdistan kuruluyor,” bu provokasyon üzerine 13 Şubat 1925’te Şeyh Said’in rızası dışında hareket başlamış oldu.3, Hülasa: Hareket veya isyan tabir edilen hadise Lice nahiyesinde başlamış, kısmen bölgeye de yayılmıştı. Şeyh Said 15 Nisan 1925’te Muş- Varto arasında Abdurrahman Paşa köprüsünde teslim alındı, Diyarbakır’da kurulan İstiklal Mahkemesinde yargılanan Şeyh Said ve arkadaşları 29 Haziran 1925’te 47 kişi idam edildi. Dün “hain” deyip asılanların “caddelere, havalimanlara, mâ’bedlere, üniversitelere” isimleri verilip “kahraman” olarak yâd edilirken, neden Diyarbakır Büyük Şehir Belediye encümeni tarafından Şeyh Said isminin bir bulvara verilmesi tartışma konusu oluyor? Artık geçmiş hadiselere takılmayıp, toplumsal barış için gelecek için adım atılmalıdır. Vesselâm Rüstem Garzanlı (Ağrak) 4.1.2024 Kaynak: 1- Şeyh Said’in torunu Abdüllilah Fırat’ın Şeyh Said Efendi kitabından alınmış. 2- Şeyh Said esir alındığında üzerinde mektup bulunmuş. D.bakır istiklal mah, Şeyh Said’in dosyasında mevcuttur. Abdulkadır Badıllı, Mehmet Kayalar’dan nakletmiştir. 3— Dicle’ye bağlı Amini nahiye müdürünün oğlu merhum Hacı Niyazi’den nakledilmiş.
Ekleme Tarihi: 04 Ocak 2024 - Perşembe
Rüstem Garzanlı (Ağrak)

Diyarbakır, “Şeyh Said Bulvarı”

1917 yılında Mustafa Kemal Diyarbakır’a gelmiş, şimdi Atatürk Köşkü ismi ile bilinen binada ikamet etmiş, Cuma günleri Diyarbakır Ulucamii’ne gelir, dinî ağırlıklı konuşma yapar, yörenin Kürt aşiret reisleriyle, şeyhlerle görüşüyordu. Şeyh Said ile görüşmelerinde “kendisine yetki verilirse Türk ve Kürtlerin birlikteliğiyle yeni bir devletin filizlenmesiyle, bölge insanı için hayırlı hizmetler yapmaya hazır olduğunu ve bu hareketin başına geçmek istediğini” söyler.

Şeyh Said, “Anadolu coğrafyasının tamamı da Hilafet ile Osmanlıya bağlıdır. Hilafet makamı ilga olursa her millet kendi yoluna gider. Hilafetle İslâm ittifakını mutlaka sağlamamız lazım. ”Aksi halde” der, “Hilafet kalkarsa Kürtlerin Türklerle bağı kesilir, ümmet anarşiye duçar olur. Kürtler, Türklerden koparılmayı kabul etmez.” Şeyh Said, konuşmanın devamında “Hilafeti muhafaza ederek düşmanlarımızın esareti altına girmemenin ve birlik ve beraberliğimizi muhafaza etmenin şart olduğunu” söyler. Bunun üzerine aralarında hararetli tartışma çıkar, Mustafa Kemal oradan ayrılır.1,

Şeyh Said, 1924 Anayasasına, Halifeliğin kaldırılmasına ve laik düzene karşı çıkmış bölgenin aşiret reislerinden, Said Nursî hazretlerinden de harekete iştirak etme talebinde bulunmuş.

Bediüzzaman, şöyle cevap vermiş : ”Türk milleti asırlardan beri islâmiyet’in bayraktarlığını yapmıştır. Çok veliler yetiştirmiş ve çok şehitler vermiştir. Böyle bir milletin torunlarına kılıç çekilmez. Biz Müslümanız, onlarla kardeşiz, kardeşi kardeşle çarpıştıramayız. Bu şer’an caiz değildir. Kılıç, harici düşmana karşı çekilir. Dâhilde kılıç kullanılmaz. Bu zamanda yegâne kurtuluş çaremiz, Kur’ân ve iman hakikatiyle milleti tenvir ve irşad etmektir. En büyük düşmanımız olan cehli izale etmektir. Teşebbüsünüzden vazgeçiniz. Zira akim kalır. Birkaç cani yüzünden binlerce masum kadın ve erkekler telef olabilir.”2,

Şeyh Said, silahlı mücadele yerindeki, eylem planından vazgeçerek Ankara’ya bir heyetle gitmeye karar verir. Kaderin cilvesi 13 Şubat 1925’te Dicle’nin Amini köyüne bir grup asker gelir, aramakta olan iki kişinin bulunduğunu onların kendilerine teslim edilmesini isterler. Şeyh Said, kargaşa çıkmaması için cemaat dağıldıktan sonra teslim edebileceğini söyler, askerler kabul etmezler. Köylülerin itirazı üzerine çıkan arbede, Ankara’nın da beklediği plan olmuştu ki, “İşte, Şeyh Said hareketi başlattı, ihanet var, Kürdistan kuruluyor,” bu provokasyon üzerine 13 Şubat 1925’te Şeyh Said’in rızası dışında hareket başlamış oldu.3,

Hülasa: Hareket veya isyan tabir edilen hadise Lice nahiyesinde başlamış, kısmen bölgeye de yayılmıştı. Şeyh Said 15 Nisan 1925’te Muş- Varto arasında Abdurrahman Paşa köprüsünde teslim alındı, Diyarbakır’da kurulan İstiklal Mahkemesinde yargılanan Şeyh Said ve arkadaşları 29 Haziran 1925’te 47 kişi idam edildi.

Dün “hain” deyip asılanların “caddelere, havalimanlara, mâ’bedlere, üniversitelere” isimleri verilip “kahraman” olarak yâd edilirken, neden Diyarbakır Büyük Şehir Belediye encümeni tarafından Şeyh Said isminin bir bulvara verilmesi tartışma konusu oluyor? Artık geçmiş hadiselere takılmayıp, toplumsal barış için gelecek için adım atılmalıdır. Vesselâm

Rüstem Garzanlı (Ağrak)

4.1.2024

Kaynak:

1- Şeyh Said’in torunu Abdüllilah Fırat’ın Şeyh Said Efendi kitabından alınmış.

2- Şeyh Said esir alındığında üzerinde mektup bulunmuş. D.bakır istiklal mah, Şeyh Said’in dosyasında mevcuttur. Abdulkadır Badıllı, Mehmet Kayalar’dan nakletmiştir.

3— Dicle’ye bağlı Amini nahiye müdürünün oğlu merhum Hacı Niyazi’den nakledilmiş.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve kurtalangazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.