Rüstem Garzanlı (Ağrak)
Köşe Yazarı
Rüstem Garzanlı (Ağrak)
 

Zulüm, kalpte sönmeyen bir ateştir

Zulüm; haksızlık, eziyet, işkence veya bir hakkı kendi yerinden başka bir yere koymak gibi manalara gelen, adalettin zıddı bir kavramdır. Cenab-ı Allah (cc), Kur’ân’ı Kerîm’de birçok âyetleriyle zulmü yasaklamıştır. Meselâ: Hud Sûresi, âyet 113’te şöyle buyurmuş yüce Mevlâ’mız: ”Zulmedenlere eğilim göstermeyin, yoksa size ateş dokunur.” Zulüm, Allah’ın hukukuna, insanların hukukuna ve nefsin hukukuna olmak üzere üçe ayrılır. İnsan hukuku deyince başta hak ihlâli gelir. İnsanlara zarar vermek, baskı yapmak, hakaret etmek, gıybet ve tecessüs etmek zulümdür. Keza insanların can, mal, ırz ve namusları da dokunulmazdır, bu hakları ihlâl etmek zulümdür. Zulme vasıta ve sebep olmak veya zulme rıza göstermekte zulümdür. Devlettin halkına yaptığı maddî ve manevî baskı, adaletsizlik ve emanete hıyanet gibi fiiller azim bir zulüm ve ağır bir vebaldir. Çünkü devletin zulmü ekonomik, sosyal ve siyasî bakımdan birçok tahribatlara sebebiyet verir. Devlet kendi bünyesindeki sosyal huzursuzlukları zulüm ve baskı ile çözmeye kalkıştığı zaman, halkın devlete olan güveni sarsılır. Halk nezdinde güveni sarsılan bir devlet, kendi meşrûiyetini kaybetmemek için halkın üzerine istibdat kurmaya çalışır. “İstibdat, zulüm ve tahakkümdür.” Zulmün ve tahakkümün olduğu yerde mutlaka adaletten sapmanın payı vardır. Hârûn Reşîd’in oğlu Me’mun’un bir hatırası ile konuyu bağlamak istiyorum. Şöyle: Me’mun henüz çocuk iken, hocası sebepsiz yere sopayla ona vurmuştu. Me’mun: ‘Neden bana vurdun?’ diye sordu. Hocası: ‘Sus!’ dedi. Me’mun tekrar sordu: ‘Neden bana vurdun?’ Hocası yine: ‘Sus!’ dedi. Yirmi yıl sonra Me’mun halife olur, ilk işi hocasını yanına çağırtır. Me’mun: ‘Bana neden sebepsiz yere vurmuştun?’ diye sorar? Hocası: ‘Onu hâlâ unutmadın mı? Halife Me’mun: ‘Vallahi asla unutmadım.’ Hocasının verdiği manidar bir cevap: “Zulme uğrayanın asla unutmayacağını öğrenesin ve kimseye zulmetmeyesin diye sana vurdum. Sakın ha kimseye zulmetme! Çünkü zulüm, yıllar geçse de kalpte sönmeyen bir ateştir” dedi. Tarihe bakılırsa bu güne kadar hiçbir zalimin zulmü ilelebet devam etmemiştir. Bir zalim; mazlum birisine zulmün kılıcını çekerse, günün birinde başka bir zalim ona zulmeder. Bu da İlâhî adaletin bir tecellisidir. Cenab-ı Allah (cc), zulmü Kendi Zatına haram kıldığı gibi, kulların zulme meyletmelerini de haram kılmıştır. Vesselâm…
Ekleme Tarihi: 13 Kasım 2023 - Pazartesi
Rüstem Garzanlı (Ağrak)

Zulüm, kalpte sönmeyen bir ateştir

Zulüm; haksızlık, eziyet, işkence veya bir hakkı kendi yerinden başka bir yere koymak gibi manalara gelen, adalettin zıddı bir kavramdır. Cenab-ı Allah (cc), Kur’ân’ı Kerîm’de birçok âyetleriyle zulmü yasaklamıştır.

Meselâ: Hud Sûresi, âyet 113’te şöyle buyurmuş yüce Mevlâ’mız:

”Zulmedenlere eğilim göstermeyin, yoksa size ateş dokunur.” Zulüm, Allah’ın hukukuna, insanların hukukuna ve nefsin hukukuna olmak üzere üçe ayrılır.

İnsan hukuku deyince başta hak ihlâli gelir. İnsanlara zarar vermek, baskı yapmak, hakaret etmek, gıybet ve tecessüs etmek zulümdür. Keza insanların can, mal, ırz ve namusları da dokunulmazdır, bu hakları ihlâl etmek zulümdür. Zulme vasıta ve sebep olmak veya zulme rıza göstermekte zulümdür.

Devlettin halkına yaptığı maddî ve manevî baskı, adaletsizlik ve emanete hıyanet gibi fiiller azim bir zulüm ve ağır bir vebaldir. Çünkü devletin zulmü ekonomik, sosyal ve siyasî bakımdan birçok tahribatlara sebebiyet verir. Devlet kendi bünyesindeki sosyal huzursuzlukları zulüm ve baskı ile çözmeye kalkıştığı zaman, halkın devlete olan güveni sarsılır. Halk nezdinde güveni sarsılan bir devlet, kendi meşrûiyetini kaybetmemek için halkın üzerine istibdat kurmaya çalışır. “İstibdat, zulüm ve tahakkümdür.” Zulmün ve tahakkümün olduğu yerde mutlaka adaletten sapmanın payı vardır.

Hârûn Reşîd’in oğlu Me’mun’un bir hatırası ile konuyu bağlamak istiyorum.

Şöyle: Me’mun henüz çocuk iken, hocası sebepsiz yere sopayla ona vurmuştu.

Me’mun: ‘Neden bana vurdun?’ diye sordu. Hocası: ‘Sus!’ dedi. Me’mun tekrar sordu: ‘Neden bana vurdun?’ Hocası yine: ‘Sus!’ dedi. Yirmi yıl sonra Me’mun halife olur, ilk işi hocasını yanına çağırtır.

Me’mun: ‘Bana neden sebepsiz yere vurmuştun?’ diye sorar?

Hocası: ‘Onu hâlâ unutmadın mı? Halife Me’mun: ‘Vallahi asla unutmadım.’

Hocasının verdiği manidar bir cevap: “Zulme uğrayanın asla unutmayacağını öğrenesin ve kimseye zulmetmeyesin diye sana vurdum. Sakın ha kimseye zulmetme! Çünkü zulüm, yıllar geçse de kalpte sönmeyen bir ateştir” dedi.

Tarihe bakılırsa bu güne kadar hiçbir zalimin zulmü ilelebet devam etmemiştir. Bir zalim; mazlum birisine zulmün kılıcını çekerse, günün birinde başka bir zalim ona zulmeder. Bu da İlâhî adaletin bir tecellisidir.

Cenab-ı Allah (cc), zulmü Kendi Zatına haram kıldığı gibi, kulların zulme meyletmelerini de haram kılmıştır. Vesselâm…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve kurtalangazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.