?>

KÜRT SİYASETİNİN YEREL YÖNETİMLERDE DENEYİMİ

Tahir Eren

2 gün önce

Kürt siyasetinin yerel yönetimle ilk somut teması 1970’lerin sonuna doğru başlar. Merkez partilerde ve TİP’te başlayan Kürt yerel siyaset denemeleri, yavaş yavaş karşılıklı sıkıntılarla sona erdi. 
Kürt siyasetçiler 1979 seçimlerinde bağımsız aday olarak seçimlere girmek zorunda kaldılar. Mehdi Zana Diyarbakır’da, Edip Solmaz Batman’da, Nadir Temel ise Hilvan’da belediye başkanlığını kazandı. Bu dönem, “halk belediyeciliği” fikrinin ilk tohumlarının atıldığı, ancak 12 Eylül darbesiyle hızla kesintiye uğrayan bir süreçtir.
1990’lı yıllarda Kürt siyasi hareketi, legal partiler (HEP, DEP, HADEP vb.) aracılığıyla yerel yönetimlerde varlık göstermeye başladı.
1994 Seçimleri: DEP üzerindeki ağır baskılar ve parti binalarının bombalanması gibi olaylar nedeniyle bu seçimler boykot edildi.
1999 Dönemi: HADEP’in 37 belediye (Diyarbakır dahil 7 il) kazanmasıyla Kürt belediyeciliği kurumsal bir kimlik kazandı. Bu dönemde “hizmeti halkın ayağına götürme” ve kültürel kimliğin yerelde görünür kılınması (çok dilli tabelalar gibi) ön plana çıktı.
2000’li yıllardan itibaren Kürt belediyeciliği, sadece hizmet üreten değil, siyasi bir model öneren bir yapıya büründü.
Demokratik halk belediyeciliğini yapma konusunda hayli iddialı olan geleneksel Kürt partileri, yerel yönetimlerde “Kentimizi de, kendimizi de biz yöneteceğiz” sloganı ile farkındalıklarını baştan ortaya koymuşlardı. Pratikte halkın sorunlarına ve isteklerine cevap olma konusunda yetersizlikler yaşansa da, halk adına kazanımlar elde edilmiştir.
Eş Başkanlık Sistemi: Dünyada az rastlanan bir model olarak, her kademede bir kadın ve bir erkek başkanın yetki paylaşımı esas alındı. Bu durum, toplumsal cinsiyet eşitliğini yerel yönetimlerin merkezine yerleştirdi.
Ekolojik toplum, demokratik özerklik ve öz yönetim: Yerel yönetimler, Ankara’daki merkeziyetçi yapıya karşı “yerinden yönetim” modelinin uygulama sahası olarak görüldü.
Sosyal ve kültürel belediyecilik: Kürtçe kreşler, kadın merkezleri, mahalle meclisleri ve çok dilli belediyecilik hizmetleri bu dönemin en belirgin uygulamalarıdır.
Kürt yerel yönetim geleneği, yerelde halk katılımını artırmayı ve kadın temsilini güçlendirmeyi başarmış olsa da, bu kazanımlar merkezi hükümetin güvenlik politikaları ve yasal müdahaleleriyle (özellikle kayyum atamaları) sık sık kesintiye uğramıştır. Demokratik ekolojik toplum belediyeciliği, yasal altyapısı olmadığından birkaç sembolik denemeden sonra teoride kalmıştır.
Demokratik özerklik ve öz yönetim sistemlerini yerel yönetimlerde pratiğe dökme çabaları sonuç vermemiştir. Eş başkanlık sistemi de yasal güvenceler olmadığından, pratikte belediye başkan yardımcılığı şeklinde yer almıştır.
Geleneksel Kürt partilerinin uygulamak istediği siyasal bir modelin hayata geçirilebilmesi için yerel yönetim yasasının değiştirilmesi gerekmektedir. Merkezi sistemin bazı yetkilerinin yerel yönetimlere devri neticesinde, güçlü yerel sistemler pratikte karşılık bulabilecektir.
Yerel yönetimlerde aday adaylığı seçimlerinde sancılar sürdüğünden, aday belirleme şartları her dönem değişmektedir. Liyakatli adaylar yerine ideolojik ya da transfer adayların tercih edilmesi, yönetme pratiğinde sancılar yaratmıştır.
Siyaseten kendini örgütlemek dışında pratikte yöneticilik deneyimi ya da bir başarı hikayesi olmayan adayların, halka ve kentin geleceğine katkı sunması mümkün olmayacaktır. Her siyasi partide görülen kafa kol ilişkileri ve siyaseten kendini örgütleyen yöneticilerin tutumları, halka çok şey kaybettirmiştir.
Tabanın sınırsız özverisi ve bedel ödemesi, başarı için tek kıstas olmayacaktır. Yerel yönetim kadrolarının pratiği ve başarısızlığı, halkın moralini ve partiye bakış açısını olumsuz etkileyecektir. Yerel yönetimlerde örnek gösterilebilecek başarılı başkanların sayısının az olması, halkın ve kentin geleceği açısından olumsuz bir durum teşkil etmektedir. Yerel yönetimlerde görev alacak kadroların birikimleri, yönetim başarısını muhakkak etkileyecektir.
YAZARIN DİĞER YAZILARI