Sosyal Medyada Eleştiri Ahlakı
- 11-03-2026 22:27
- 1145
Sosyal medya platformları, herkese bir kürsü ve bir mikrofon uzattı. Bu, demokrasinin dijitalleşmesi adına harika bir adım gibi görünse de, "eleştiri" ile "linç" arasındaki çizginin buharlaşmasına neden oldu. Gerçek hayatta yüzüne söyleyemeyeceğimiz cümleleri, bir ekranın arkasına sığınarak binlerce kişiye ulaştırmak, sadece hedefteki kişiyi değil, toplumun nezaket dokusunu da zedeliyor. Toplumdaki değer yargıları değişirken, aynı zamanda ahlaki değerler de zedeleniyor.
Sosyal medya, insanlar arasında farklı kültürlere dair farkındalık yaratırken toplumsal bağları güçlendirme konusunda da olumlu bir rol oynuyor.
Ancak sosyal medyanın birçok olumsuz yönü de bulunuyor. Yanlış bilgi ve haberler, sosyal medya kullanıcıları arasında hızla yayılarak toplumsal algıyı değiştirebilir. Sosyal medyaya bağımlılık ciddi bir sorun haline gelmiştir. Gençler büyük bir zamanını sosyal medyaya ayırıp gerçek dünyadan uzaklaştığında, bu durum gelecek açısından ciddi sorunlar yaratabilir. Sosyal medya platformlarının kişilerin bilinçsizce kullanılması, üretim ve verimlilik açısından olumsuzluklar doğuruyor.
Ahlak, insanın kendisi dahil varlıkla ve insanlarla ilişkilerinde nasıl davranması ya da davranmaması gerektiğini gösteren değer yargıları bütünüdür. “Ahlak bir toplumu ayakta tutan değerler bütünüdür. Ahlakta oluşan aşınmalar toplumu çürümeye doğru götürür.” Ne yazık ki insanlar ahlaki değerlere bakmayıp başkalarına kötü, gayri ahlaki sözler söylemekte beis görmüyorlar. Ağır eleştirilerle kötündüz ve davranışlarla adeta zehir kusanlar oluyor. Bu, insanlığa uymadığı gibi herhangi bir dinin ahlak kurallarına da uymuyor.
Sosyal medyada olumlu etkileşimler olduğu gibi, ne yazık ki toplumun kabul edemeyeceği; biraz da hayvansı güdülerin baskın geldiği hareket ve sözler de görülüyor.
Eleştirinin temel amacı yapıcı olmak ve bir yanlışı düzeltmektir. Ancak sosyal medyada eleştiri çoğu zaman bir "ego tatmine" dönüşebiliyor. Gerçek eleştiri, fikre, eyleme veya ürüne yapıcı olarak yansır. Sosyal medya linci ise kişiliğe, fiziksel özelliklere veya geçmişe saldırır hâle gelmiştir. Bu durum hiçbir topluma ve bireye yakışmayan, toplum tarafından ayıplanan bir durumdur. Sosyal medya, kendi psikolojik hezeyanlarının etkisiyle hakaret etme ve aşağılama yeri olmamalıdır. Karşıya sarf edilen kötü sözlerle kişi, aynı zamanda karakterinin ipuçlarını verir.
Bir profil fotoğrafının ve takma adın arkasına saklanmak, bireyi sosyal sorumluluktan muaf kılıyormuş gibi hissettirir. Bu durum, eleştiri ahlakının en temel kuralı olan "üslup" unsurunu yok eder. Oysa ahlak, kimsenin izlemediği (veya kimsenin sizi tanımadığı) anlarda takındığınız tavırdır.
Sosyal medyadaki en büyük ahlaki zafiyetlerden biri, bilginin doğruluğunu sorgulamadan infiale ortak olmaktır. Bir iddiayı sorgulamadan paylaşmak ve kişiyi yargısız infaz etmek, eleştiri ahlakına sığmaz.
Sosyal medya, bizi birbirimize bağlarken insani değerlerimizden koparmamalıdır. Eleştiri ahlakına sahip çıkmak, sadece karşıdaki kişiye duyulan saygının değil, kendi karakterimize duyduğumuz saygının da bir göstergesidir. Dijital dünyayı daha yaşanılır kılmanın yolu, klavyenin başına geçtiğimizde vicdanımızı da yanımıza almaktan geçer.
Yazımızı Şems-i Tebrizi’nin edep üzerine güzel sözüyle bitirelim:
"Edep, aklın tercümanıdır. İnsan edebi kadar akıllı, aklı kadar şerefli, şerefi kadar kıymetlidir."