Rüstem Garzanlı (Ağrak)
Köşe Yazarı
Rüstem Garzanlı (Ağrak)
 

İnsanı mutlu eden nedir?

Mutluluk ile ilgili birçok değişik tanım yapılagelmiştir. Kimilerine göre mutluluk sadece akıllı insanların ulaşacağı bir erdemdir. Kimilerine göre pozitif bir his olan coşku, kimilerine göre hayattan bir bütün olarak veya kısmen memnun olmaktır.  Benim de; aynı davaya inanmış, davasında samimi ve ihlâslı bir kardeşim ile karşılaştığım an, en mutlu anımdır diyebilirim. O zaman bu kudsî davanın müellifi ve dellâl-ı Kur’ân, Hazret-i Bediüzzamanın “mutluluk” mihengine ve ölçüsüne müracaat edelim, ona göre mutluluk nedir, o sahraya bakalım. Bediüzzaman’a göre; insanlar aynı dünyada bulunmalarına rağmen herkes kullandığı gözlüğe göre farklı bir dünyaya sahip olur. “Güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen hayatından lezzet alır.”1 Bu tabirle, insanın güzel veya çirkin görmesi ancak kullandığı gözlüğe bağlıdır. Ancak gerek mutluluk tanımı ve gerekse mutluluğu etkileyen değişkenler ile ilgili görüş farklılıkları, mutluluğa giden yolları da farklı kılmıştır. Said Nursî hazretleri 28 senelik hapis ve sürgün hayatına rağmen Kur’ân’dan keşfettiği mutluluk modeli sayesinde mutluluğu yakaladığını söyler. Bundandır ki hapiste bulunurken bile saadetli ve mutlu olduğunu beyan eder. Bediüzzaman, yazdığı Risale-i Nurlar’da, hakikî ve elemsiz saadetin yalnız iman dairesinde olduğunu ifade etmiştir.2 Demek ki; Risale-i Nur temel stratejisini, zahmetlerdeki rahmeti ve imanın bu dünyadaki sınırsız bir lezzetini göstermek üzerine bina eder. Hatta “İman hem nurdur, hem kuvvettir. Evet hakikî imanı elde eden adam, kâinata meydan okuyabilir ve imanın kuvvetine  göre hâdisatın tazyikatından kurtulabilir.”3 diye veciz bir şekilde izah etmiştir.  Demek ki, Said Nursî Hazretleri mutluluğun temel esası olarak iman üzerinde davaya sadakati öngörmüştür. Sadakat maddi-manevi konularda başarının esasıdır, mutluluğun kaynağıdır. Said Nursî Hazretleri, mutluluğun manevî boyutuna kısaca değindikten sonra mutluluğun ikinci kısmı olarak da maddî kısmı tarif eder. Bunlar cismanî zevklere hitap eder; o da esas olarak mesken, yemek ve evlilik olmak üzere üçe ayrılır. Bunların derecelerine göre mutluluk artar-eksilir. Bu mutluluğun kemal noktası da bu esasların devamlı ve kalıcı olmasıyla mümkündür. Bu sebepten olsa gerek cennet hayatının en önemli özelliği ebedî olmasıdır. Kur’ân’ı Kerim’de birçok ayette cennet bahsi geçmektedir. Cenab-ı Allah: “Onları içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokacak, orada ebedi kalacaklardır.”4 buyurmuş.  Hülâsa: İnsanı mutlu edecek, imandır ve cennet inancıdır; vesselâm. 30.12.2023 Dipnotlar: 1- Sözler, s. 457; 2- Şualar, s. 269; 3- Sözler, 23.Söz, 1.Mebhas, 3.Nokta s. 314; 4- Mücadele, 58/22
Ekleme Tarihi: 01 Ocak 2024 - Pazartesi
Rüstem Garzanlı (Ağrak)

İnsanı mutlu eden nedir?

Mutluluk ile ilgili birçok değişik tanım yapılagelmiştir.
Kimilerine göre mutluluk sadece akıllı insanların ulaşacağı bir erdemdir. Kimilerine göre pozitif bir his olan coşku, kimilerine göre hayattan bir bütün olarak veya kısmen memnun olmaktır. 
Benim de; aynı davaya inanmış, davasında samimi ve ihlâslı bir kardeşim ile karşılaştığım an, en mutlu anımdır diyebilirim. O zaman bu kudsî davanın müellifi ve dellâl-ı Kur’ân, Hazret-i Bediüzzamanın “mutluluk” mihengine ve ölçüsüne müracaat edelim, ona göre mutluluk nedir, o sahraya bakalım.
Bediüzzaman’a göre; insanlar aynı dünyada bulunmalarına rağmen herkes kullandığı gözlüğe göre farklı bir dünyaya sahip olur. “Güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen hayatından lezzet alır.”1 Bu tabirle, insanın güzel veya çirkin görmesi ancak kullandığı gözlüğe bağlıdır. Ancak gerek mutluluk tanımı ve gerekse mutluluğu etkileyen değişkenler ile ilgili görüş farklılıkları, mutluluğa giden yolları da farklı kılmıştır.
Said Nursî hazretleri 28 senelik hapis ve sürgün hayatına rağmen Kur’ân’dan keşfettiği mutluluk modeli sayesinde mutluluğu yakaladığını söyler. Bundandır ki hapiste bulunurken bile saadetli ve mutlu olduğunu beyan eder. Bediüzzaman, yazdığı Risale-i Nurlar’da, hakikî ve elemsiz saadetin yalnız iman dairesinde olduğunu ifade etmiştir.2 Demek ki; Risale-i Nur temel stratejisini, zahmetlerdeki rahmeti ve imanın bu dünyadaki sınırsız bir lezzetini göstermek üzerine bina eder. Hatta “İman hem nurdur, hem kuvvettir. Evet hakikî imanı elde eden adam, kâinata meydan okuyabilir ve imanın kuvvetine  göre hâdisatın tazyikatından kurtulabilir.”3 diye veciz bir şekilde izah etmiştir. 
Demek ki, Said Nursî Hazretleri mutluluğun temel esası olarak iman üzerinde davaya sadakati öngörmüştür. Sadakat maddi-manevi konularda başarının esasıdır, mutluluğun kaynağıdır. Said Nursî Hazretleri, mutluluğun manevî boyutuna kısaca değindikten sonra mutluluğun ikinci kısmı olarak da maddî kısmı tarif eder. Bunlar cismanî zevklere hitap eder; o da esas olarak mesken, yemek ve evlilik olmak üzere üçe ayrılır. Bunların derecelerine göre mutluluk artar-eksilir. Bu mutluluğun kemal noktası da bu esasların devamlı ve kalıcı olmasıyla mümkündür.
Bu sebepten olsa gerek cennet hayatının en önemli özelliği ebedî olmasıdır. Kur’ân’ı Kerim’de birçok ayette cennet bahsi geçmektedir. Cenab-ı Allah: “Onları içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokacak, orada ebedi kalacaklardır.”4 buyurmuş. 
Hülâsa: İnsanı mutlu edecek, imandır ve cennet inancıdır; vesselâm.
30.12.2023
Dipnotlar:
1- Sözler, s. 457; 2- Şualar, s. 269; 3- Sözler, 23.Söz, 1.Mebhas, 3.Nokta s. 314; 4- Mücadele, 58/22

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve kurtalangazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.