Halil ANGÜN
Köşe Yazarı
Halil ANGÜN
 

"Kentlerin Gelişmesinde STK ve Kent Konseylerin Rolü"

Kentleşme ve artan nüfus, insanlığın karşısına daha önce karşılaşılmayan boyut ve nitelikte sorunlar getiriyor. Kentte var olma sorunu, hem doğanın etkilerine karşı fiziksel olarak hem de ekonomik ve sosyo-kültürel olarak tartışmalı bir hal kazandı.Kentlerde yaşamlarını sürdürmek zorunda kalan insanlar, sosyal ve ekonomik kapsayıcılık ve çevresel konulara dikkati çekerken, konunun çeşitli boyutlarını gözler önüne sermekte. Barış ve refah seviyelerine odaklanarak, ortak payda olarak kentlerin ve yaşam alanlarının kapsayıcı, güvenli, esnek ve sürdürülebilir olmasını arzulamaktadırlar. Bunu sağlamak ta yerel yönetimler, atanmış idare amirleri, sivil toplum ve kitle örgütlerine düşmekte.Sivil toplum kuruluşları ya da sivil toplum ve kitle örgütleri, resmî kurumların dışında kalan ve bunlardan bağımsız olarak çalışan, politik, sosyal, kültürel, hukukî ve çevresel amaçları doğrultusunda lobi çalışmaları, ikna ve eylemlerle çalışan, üyelerini ve çalışanlarını gönüllülük usulüyle alan, kâr amacı gütmeyen ve gelirlerini bağışlayan veya üyelik ödemeleri ile sağlayan kuruluşlardır.İnsanlar örgütlü ve organize bir şekilde kentlerde yaşamlarını sürdürmek zorunda olan vatandaşların ekonomik, toplumsal, kültürel ve siyasal özellikli ihtiyaçlarını karşılamaya çalışmaktadırlar. Bu anlamda, dernek, vakıf, menfaat birliği, baskı grubu, oda, inisiyatif grubu, güç birliği v.s. adıyla teşkilâtlanmaktadırlar. Yalnız başına üstesinden gelinemeyecek pek çok sorun karşısında, birlikte-beraber hareket etme mecburiyeti söz konusu olmaktadır. Bunlara ilaveten Kent koyseyleri ki! Geri kalmış kentler buna yabancı olsa da ileriyi gören kentlerde Kent Konseylerin önemi ve faaliyetlerinin farkında olanlar yaptıkları çalışmalar ile kentleri yaşanılır kılıyorlar.Kent konseylerinin yönetimi üç guruptan oluşturulur.1) Valilik, kaymakamlıktan; muhtarlıklardan; belediyenin meclisinden; siyasi parti temsilcileri2) Kamu kesiminden başta yerel basın, meslek odaları, ticaret ve sanayi odaları STO, sendikalar, noter-baro, kooperatif, birlik temsilcileri.3) Dernek ve vakıf temsilcilerinden oluşturulacak Kent Konseyi (KK) ile il ve ilçelerin kentin sorunlarına ortak çözümler üreterek, daha kolay sorunlar çözüme kavuşacaktır. Bazı istatistiklere göre, bugün Türkiye’de 120 binden fazla faal dernek, 5 binin üzerinde vakıf var ve bu sayıya her yıl yaklaşık 4 bin yeni dernek, yüzden fazla vakıf ekleniyor. Kooperatif, oda ve sendikalar da eklenecek olursa Türkiye’deki STK’ların sayısı 200 bine yakın. Belirtmek gerekir ki, tüzel kişiliği bulunmayan şube ve temsilcilikler bu sayıya dahil değil. Derneklerin 38 binini meslek ve dayanışma, 27 binini spor, 18 binini dinî hizmetler, geri kalan yaklaşık 40 binini de eğitim, sağlık, insanî yardım, kültür-sanat vb. alanlarda faaliyet gösteren dernekler oluşturuyor.İstatistik verilere bakıldığında, kent ve toplum yararından ziyade bireysel amaçlar ile uğraşıldığı görülecektir. Ortak payda olan kent halkı için her hangi bir uğraş verilmediği görülmektedir. Şöyle ki:Siirt'in kronikleşmiş sorun yumağı Otuz yılı aşkındır çözümlere kavuşmamıştır. 20 yılı aşkın bitmeyen Siirt Batman karayolu sorunu.30 yılı aşkın bitmeyen Siirt havaalanı sorunu.30 yılı aşkındır (Özellikle yaz aylarında) bitmeyen içme suyu sorunu.30 yılı aşkındır bitmeyen çarpık kentleşme sorunu.30 yılı aşkındır bitmeyen sanayileşme (Zonda ve Lineer Çinko Metal Külçe Üretim Tesisi) başta olmak üzere atılan yanlış hamleler ile Siirt sanayi şehri olamadı.İrili ufaklı sorunları saymaya kalkışırsak bir yazı dizisi, Arkası yarınlar bize yetmez. Bir an önce sivil insiyatifler, atanmış ve seçilmişler doğru hamleler ile Siirtimizi yaşanılabilir bir kent için el ele vermelidirler.
Ekleme Tarihi: 18 Aralık 2022 - Pazar
Halil ANGÜN

"Kentlerin Gelişmesinde STK ve Kent Konseylerin Rolü"

Kentleşme ve artan nüfus, insanlığın karşısına daha önce karşılaşılmayan boyut ve nitelikte sorunlar getiriyor. Kentte var olma sorunu, hem doğanın etkilerine karşı fiziksel olarak hem de ekonomik ve sosyo-kültürel olarak tartışmalı bir hal kazandı.
Kentlerde yaşamlarını sürdürmek zorunda kalan insanlar, sosyal ve ekonomik kapsayıcılık ve çevresel konulara dikkati çekerken, konunun çeşitli boyutlarını gözler önüne sermekte. Barış ve refah seviyelerine odaklanarak, ortak payda olarak kentlerin ve yaşam alanlarının kapsayıcı, güvenli, esnek ve sürdürülebilir olmasını arzulamaktadırlar. Bunu sağlamak ta yerel yönetimler, atanmış idare amirleri, sivil toplum ve kitle örgütlerine düşmekte.
Sivil toplum kuruluşları ya da sivil toplum ve kitle örgütleri, resmî kurumların dışında kalan ve bunlardan bağımsız olarak çalışan, politik, sosyal, kültürel, hukukî ve çevresel amaçları doğrultusunda lobi çalışmaları, ikna ve eylemlerle çalışan, üyelerini ve çalışanlarını gönüllülük usulüyle alan, kâr amacı gütmeyen ve gelirlerini bağışlayan veya üyelik ödemeleri ile sağlayan kuruluşlardır.
İnsanlar örgütlü ve organize bir şekilde kentlerde yaşamlarını sürdürmek zorunda olan vatandaşların ekonomik, toplumsal, kültürel ve siyasal özellikli ihtiyaçlarını karşılamaya çalışmaktadırlar. Bu anlamda, dernek, vakıf, menfaat birliği, baskı grubu, oda, inisiyatif grubu, güç birliği v.s. adıyla teşkilâtlanmaktadırlar. Yalnız başına üstesinden gelinemeyecek pek çok sorun karşısında, birlikte-beraber hareket etme mecburiyeti söz konusu olmaktadır.
Bunlara ilaveten Kent koyseyleri ki! Geri kalmış kentler buna yabancı olsa da ileriyi gören kentlerde Kent Konseylerin önemi ve faaliyetlerinin farkında olanlar yaptıkları çalışmalar ile kentleri yaşanılır kılıyorlar.
Kent konseylerinin yönetimi üç guruptan oluşturulur.
1) Valilik, kaymakamlıktan; muhtarlıklardan; belediyenin meclisinden; siyasi parti temsilcileri
2) Kamu kesiminden başta yerel basın, meslek odaları, ticaret ve sanayi odaları STO, sendikalar, noter-baro, kooperatif, birlik temsilcileri.
3) Dernek ve vakıf temsilcilerinden oluşturulacak Kent Konseyi (KK) ile il ve ilçelerin kentin sorunlarına ortak çözümler üreterek, daha kolay sorunlar çözüme kavuşacaktır.
Bazı istatistiklere göre, bugün Türkiye’de 120 binden fazla faal dernek, 5 binin üzerinde vakıf var ve bu sayıya her yıl yaklaşık 4 bin yeni dernek, yüzden fazla vakıf ekleniyor. Kooperatif, oda ve sendikalar da eklenecek olursa Türkiye’deki STK’ların sayısı 200 bine yakın. Belirtmek gerekir ki, tüzel kişiliği bulunmayan şube ve temsilcilikler bu sayıya dahil değil. Derneklerin 38 binini meslek ve dayanışma, 27 binini spor, 18 binini dinî hizmetler, geri kalan yaklaşık 40 binini de eğitim, sağlık, insanî yardım, kültür-sanat vb. alanlarda faaliyet gösteren dernekler oluşturuyor.
İstatistik verilere bakıldığında, kent ve toplum yararından ziyade bireysel amaçlar ile uğraşıldığı görülecektir. Ortak payda olan kent halkı için her hangi bir uğraş verilmediği görülmektedir.
Şöyle ki:
Siirt'in kronikleşmiş sorun yumağı Otuz yılı aşkındır çözümlere kavuşmamıştır.
20 yılı aşkın bitmeyen Siirt Batman karayolu sorunu.
30 yılı aşkın bitmeyen Siirt havaalanı sorunu.
30 yılı aşkındır (Özellikle yaz aylarında) bitmeyen içme suyu sorunu.
30 yılı aşkındır bitmeyen çarpık kentleşme sorunu.
30 yılı aşkındır bitmeyen sanayileşme (Zonda ve Lineer Çinko Metal Külçe Üretim Tesisi) başta olmak üzere atılan yanlış hamleler ile Siirt sanayi şehri olamadı.
İrili ufaklı sorunları saymaya kalkışırsak bir yazı dizisi, Arkası yarınlar bize yetmez. Bir an önce sivil insiyatifler, atanmış ve seçilmişler doğru hamleler ile Siirtimizi yaşanılabilir bir kent için el ele vermelidirler.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve kurtalangazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.