<div>Bir insanın doğduğu yer, kimliği, dili, etnik kökeni; onun ekmeğini kazanma hakkından, insan onurundan, haysiyetinden ve güvenlik içinde yaşama hakkından hiçbir şey eksiltmez.</div> <div>Eksiltmemeli…</div> <div>Ama bugün Türkiye’nin bazı yerlerinde yaşananlar, bu en temel gerçeği yeniden ve acı bir biçimde hatırlatıyor.</div> <div>Kürt mevsimlik işçiler Zonguldak’ta saldırıya uğradı.</div> <div>Çalışmak, alın teri dökmek, evine ekmek götürmek için yollara düşen insanlar; kimlikleri üzerinden hedef haline getirildi.</div> <div>Onların ellerinde silah yoktu.</div> <div>Heybelerinde çatışma yoktu.</div> <div>Yanlarında öfke değil, alın teri vardı.</div> <div>Tek amaçları vardı: Çalışmak ve çocuklarının rızkını kazanmak…</div> <div>Peki şimdi soruyorum:</div> <div>Bu saldırılar karşısında Tekirdağ’da, Kayseri’de, İzmir’de, Konya’da, Erzurum’da ve Türkiye’nin başka şehirlerinde ne kadar ses yükseliyor?</div> <div>Kendisine “demokrat”, “uygar”, “insan haklarına duyarlı” diyen İzmir’in insanları, “Bize yapılmış gibi” bu saldırıya itiraz ediyor mu?</div> <div>Ümmet bilincinden, kardeşlikten, birlikten söz eden şehirler; Kürt işçilerin uğradığı haksızlık karşısında neden bu kadar sessiz?</div> <div>Bu sessizlik beni düşündürüyor.</div> <div>Çünkü mesele yalnızca Kürtlerin meselesi değildir.</div> <div>Bugün Kürtlerin uğradığı haksızlık karşısında susmak, yarın başka bir insanın uğrayacağı haksızlığın önünü açmaktır.</div> <div>Bir ülkede adalet, sadece kendimize dokunduğunda hatırlanıyorsa orada adalet duygusu yara almış demektir.</div> <div>Irkçılık, yalnızca saldıranın yumruğunda değildir.</div> <div>Bazen görmezden gelinen bir olayda,</div> <div>bazen duyulmayan bir çığlıkta,</div> <div>bazen “Bana dokunmuyor” denilerek geçiştirilen bir haksızlıkta da büyür.</div> <div>Ve insanın içini en çok acıtan da budur.</div> <div>Devletin uzattığı eli gören, barış ve kardeşlik adına umut besleyen insanlar varken; bazıları neden hâlâ nefretin diline sarılıyor?</div> <div>Kimi Türk neden eşit yurttaşlık fikrinden rahatsız oluyor?</div> <div>Kimi Türk neden Kürtlerin onurlu, güvenli ve eşit bir yaşam talebine düşmanlıkla bakıyor?</div> <div>Bu ülke hepimizin değil mi?</div> <div>Aynı toprağın yağmurunu almıyor muyuz?</div> <div>Aynı gökyüzünün altında yaşamıyor muyuz?</div> <div>Aynı ekmeğin derdini çekmiyor muyuz?</div> <div>Bir Kürt işçi Zonguldak’a çalışmaya gidiyorsa, o insan önce insandır.</div> <div>Sonra işçidir.</div> <div>Sonra yurttaştır.</div> <div>Kimliği ise onun insanlığından hiçbir şey eksiltmez.</div> <div>Bugün yapılması gereken, kimlikler üzerinden birbirimize duvar örmek değil; insan onurunun etrafında kenetlenmektir.</div> <div>Çünkü bir insanın hakkını savunmak, onun kimliğini savunmak değildir sadece.</div> <div>İnsanlığı savunmaktır.</div> <div>Ben bu ülkenin artık korkularla değil, cesaretle konuşmasını istiyorum.</div> <div>Irkçılığa karşı susmayan, ayrımcılığa karşı ses çıkaran, “Bana yapılmadı” demeden haksızlığın karşısında duran bir Türkiye istiyorum.</div> <div>Çünkü bugün Kürtlerin yaşadığı her haksızlık, yalnızca Kürtlerin değil; bu ülkede birlikte yaşama iradesinin sınandığı bir gündür.</div> <div>Ve unutmayalım:</div> <div>Bir toplumun gerçek medeniyeti, güçlü olana nasıl davrandığıyla değil; güçsüz gördüğü insana nasıl davrandığıyla ölçülür.</div> <div>Bugün bir Kürt işçinin onuru çiğneniyorsa, aslında hepimizin onurundan bir parça eksiliyor.</div> <div>Bugün onun güvenliği tehdit altındaysa, yarın hepimizin güvenliği sorgulanır.</div> <div>Bugün adalet susarsa, yarın adaleti aradığımızda bizi duyacak kimse kalmayabilir.</div> <div>Bu yüzden susmayalım.</div> <div>Çünkü mesele Kürt olmak ya da Türk olmak değil.</div> <div>Mesele, insan kalabilmek…</div> <div>Ve inanıyorum ki bu ülkenin geleceği, birbirimize ne kadar benzediğimizle değil; birbirimizden ne kadar farklı olursak olalım, aynı onura ve aynı haklara sahip olduğumuzu ne kadar içselleştirdiğimizle kurulacaktır.</div> <div>Bir gün hepimizin vicdanı sınanacak.</div> <div>O gün, hangi tarafta durduğumuz hatırlanacak.</div> <div></div>