?>

Bir Ömrün Adı: Emin Uras

Selim Toprak

17 saat önce

Muş’tan Nazilli’ye uzanan bir eğitim yolculuğu Bazı insanların hayatı yalnızca kendi hikâyelerinden ibaret değildir. Onlar, dokundukları insanların hayatlarında iz bırakır; yıllar geçse de isimleri bir okulun koridorunda, bir öğrencinin hatırasında, bir dostun sohbetinde yaşamaya devam eder. Emin Uras’ın hikâyesi de böyle bir hikâyedir. 7 Temmuz 1953’te Telane (oyacık )da doğan Emin Uras, eğitim yolculuğuna Diyarbakır Eğitim Enstitüsü’nde başladı. Ancak onun öğrencilik yılları yalnızca derslerle geçmedi. Genç yaşta sorumluluk üstlendi; Diyarbakır Yüksek Öğrenim Derneği’nin (DİYOD) başkanlığını yaptı. 1976-1977 yıllarında mezun olduğunda elinde yalnızca bir diploma değil, memleketine ve gençlere karşı taşıdığı büyük bir sorumluluk vardı. İlk durak: Muş 1977 yılında ilk görev yeri Muş Lisesi oldu. Öğretmenlik onun için yalnızca sınıfa girip ders anlatmak değildi. Öğrencinin elinden tutmak, onun geleceğine ışık olmak, yaşadığı toplumun sorunlarına duyarlı kalmaktı. Bu anlayışla eğitimciliğinin yanında TOB-DER’de sekreterlik görevini de üstlendi. Sonra Türkiye’nin çalkantılı yılları geldi. 12 Eylül döneminde birçok eğitimci gibi Emin Uras’ın da hayatı değişti. Diyarbakır’da yaşadığı süreçte görevinden uzak kaldı, yıllarca eğitimden kopmak zorunda kaldı. Ama bazı insanlar mesleğinden uzaklaştırılsa da öğretmenlik ruhundan uzaklaşmaz. Emin Uras da öyle yaptı. 1991 yılında yeniden öğretmenliğe döndü. Bu kez yolculuğu farklı şehirlerden geçti. Şanlıurfa’nın Birecik’i, Bilecik’in Osmaneli’si onun eğitim hayatının yeni durakları oldu. 1998: Nazilli’de yeni bir sayfa 1998 yılında yolu Aydın’ın Nazilli ilçesine düştü. Ve Nazilli, Emin Uras’ın hayatında yalnızca bir görev yeri değil, yıllar sonra emeklilikte de yaşamayı tercih edeceği bir memleket oldu. Nazilli’de Demirciler Köyü, Hamallı Köyü, Şehitler Ortaokulu, Turan Ortaokulu ve Atatürk Ortaokulu’nda görev yaptı. Kimi zaman köy okulunun mütevazı sınıflarında, kimi zaman şehir merkezindeki okul sıralarında gençlere yol gösterdi. Bir öğretmenin en büyük eseri duvarlara asılan diplomalar değildir. Asıl eser, yıllar sonra karşısına çıkıp: “Hocam, sizi hiç unutmadım.” diyen öğrencisidir. Çünkü öğretmenlik, insanın hayatına dokunan ve zamanın silemediği bir meslektir. 2018’de emekli oldu, ama öğretmenliği hiç bitmedi Emin Uras, uzun yıllar süren eğitim hizmetinin ardından 2018 yılında emekli oldu. Bugün Nazilli’de yaşamını sürdürüyor. Fakat emeklilik, onun için öğretmenliğin sona ermesi anlamına gelmiyor. Çünkü bazı meslekler vardır; emekli olununca bırakılmaz. İnsan o mesleği yıllarca değil, ömrü boyunca taşır. Emin Uras’ın hayatına baktığımızda bir dönemin Türkiye’sini de görüyoruz: Diyarbakır Eğitim Enstitüsü yılları… Gençlik örgütlenmeleri… Muş Lisesi’nde başlayan öğretmenlik… TOB-DER yılları… 12 Eylül’ün yarattığı kırılma… Yıllar sonra yeniden sınıfa dönüş… Birecik, Osmaneli ve Nazilli… Köy okullarından şehir okullarına uzanan uzun bir eğitim yolculuğu… Ve sonunda emeklilik… Geride ne kaldı? Bir insanın hayatını anlatırken en önemli soru şudur: “Geride ne bıraktı?” Emin Uras’ın geride bıraktığı en büyük miras, yetişmesine katkı sunduğu öğrencileridir. Belki bugün o öğrencilerin bazıları öğretmen, bazıları doktor, mühendis, memur, esnaf, yönetici… Belki kimi başka şehirlerde, kimi başka ülkelerde yaşıyor. Ama hepsinin hayatında bir yerlerde bir öğretmenin sesi, bir nasihati, bir bakışı kalmıştır. İşte eğitimciliğin gerçek anlamı da budur. Bir insanın ömrü yıllarla ölçülür; fakat insanlara bıraktığı iz, ömründen çok daha uzun yaşar. Emin Uras’ın hikâyesi, yalnızca bir öğretmenin özgeçmişi değil; zorlu dönemlerden geçmesine rağmen eğitimden kopmayan bir insanın, mesleğine ve öğrencilerine duyduğu vefanın hikâyesidir. Bugün Nazilli’de sakin bir hayat sürerken geriye dönüp baktığında; Muş’tan Birecik’e, Osmaneli’den Nazilli’ye uzanan uzun bir yol görüyordur. O yolun üzerinde yüzlerce öğrenci, onlarca okul ve binlerce hatıra vardır. Ve belki de bir öğretmen için bundan daha büyük bir servet yoktur. Çünkü öğretmenin adı bir gün okul tabelasından silinebilir; ama yetiştirdiği insanın kalbinden silinmez. Emin Uras’ın hikâyesi de bize bunu hatırlatıyor: Bazı insanlar emekli olur, ama bıraktıkları izler emekli olmaz.
YAZARIN DİĞER YAZILARI