Ana içeriğe geç

Kurtalan Gazetesi: Siirt'in Kurtalan, Baykan, Şirvan, Pervari, Eruh ve Tillo ilçelerinden son dakika haberleri, Siirt gündemi ve yerel gelişmeler.

Tahir Eren
Tahir ErenKöşe Yazarı

NEREDE KALDI ESKİ GELENEKSEL DÜĞÜNLERİMİZ?

Bir toplumun düğünü, yalnızca iki insanın hayatını birleştirdiği bir tören değil; geçmişini, kültürünü, müziğini ve ortak hafızasını yaşattığı önemli bir…

NEREDE KALDI ESKİ GELENEKSEL DÜĞÜNLERİMİZ?

Bir toplumun düğünü, yalnızca iki insanın hayatını birleştirdiği bir tören değil; geçmişini, kültürünü, müziğini ve ortak hafızasını yaşattığı önemli bir gelenektir.

Eskiden Kürt geleneksel düğünleri yedi gün yedi gece sürerdi. Davulun ve zurnanın sesi köyleri, mahalleleri sarar; insanlar sevinci, coşkuyu ve dayanışmayı birlikte yaşardı. Düğünler yalnızca gelinle damadın değil, bütün bir toplumun buluşmasıydı. Her törenin kendine özgü bir anlamı, her geleneğin geçmişten geleceğe taşıdığı bir hikâyesi vardı.

Gelin, rengârenk yöresel kıyafetleri, yüzüne örtülen pelerini ve başındaki geleneksel Kürt poşusuyla ata bindirilirdi. Çeyiziyle birlikte davul zurna eşliğinde damat evine doğru yola çıkılırdı. Gelinin attan inmek istememesi ve kendisine çeşitli takılar armağan edilmesi, düğüne ayrı bir renk katan geleneklerdendi. Günümüzde at yerine araba kullanılması gibi teknolojik değişimler ise doğaldır.

Düğünlerin en dikkat çekici ritüellerinden biri de damat ağacıydı. Bir çam ağacı meyvelerle ve çeşitli gıda ürünleriyle süslenerek dama çıkarılırdı. Yöresel Kürt giysilerini giyen damat, damın üzerine çıkarılır ve damat ağacının altında bekletilirdi. Gelin, şeker ve paralarla doldurulmuş testiyi yere vurarak kırar, ardından damat evine girerdi. Bütün bu gelenekler, sıradan bir törenin ötesinde, kültürel hafızamızın canlı parçalarıydı.

Yöresel yemekler hazırlanır, konuklar ağırlanır, takılar ve hediyeler sunulurdu. Davul zurnanın ritmiyle Kürtçe halaylar çekilir, bölgenin kendine özgü ezgileriyle folklorik oyunlar oynanırdı. Herkes kendi kültürünün diliyle konuşur, kendi müziğiyle sevinir, kendi oyunlarıyla coşardı. Düğün bittiğinde geriye yalnızca bir evliliğin başlangıcı değil, günlerce anlatılacak hatıralar kalırdı.

Son yıllarda düğünlerimizde de büyük bir değişim yaşanıyor. Kız isteme töreninden nişana, kına salonundan düğün salonuna, fotoğraf çekim platosuna kadar uzanan masraflı bir hazırlık süreci, evliliklerin önüne ekonomik bir yük olarak çıkıyor. Salon süslemeleri, beyaz gelinlikler, kına elbiseleri, çiçekler, çikolatalar ve çeşitli ikramlar derken aileler, altından kalkmakta zorlandıkları harcamalarla karşı karşıya kalıyor.

Elbette her yenilik kötü değildir. İnsanlar farklı kültürlerden etkilenebilir, düğünlerini kendi tercihlerine göre düzenleyebilir. Ancak sorun, yeniliklerin zamanla bir özentiye ve modaya dönüşmesi, kendi kültürümüzün ise geri plana itilmesidir. Başka toplumların geleneklerini taklit ederken kendi değerlerimizi, müziğimizi ve folklorumuzu unutmaya başlıyorsak burada durup düşünmemiz gerekir.

Batı kültürüyle özdeşleşen beyaz gelinlik, bugün birçok toplumda evliliğin simgesi hâline gelmiştir. Oysa bizim coğrafyamızın da kendine özgü gelinlikleri, renkleri, motifleri ve giyim gelenekleri vardı. Neden bu zenginliği yaşatmak yerine tek tip bir düğün anlayışına yöneliyoruz? Neden kendi yöresel kıyafetlerimizi ve kültürel sembollerimizi yeterince önemsemiyoruz? Neden kültürlerimizi önemsemeyip asimile olma sevdasına kapılıyoruz?

Bir de düğünlerimizde giderek yaygınlaşan başka yörelerin müzikleri ve dansları var. Salsa, kolbastı, Ankara oyun havaları, zeybek, çiftetelli ve Roman havaları, farklı kültürlerin kendi tarihsel birikimleri içinde elbette değerlidir. Ancak bunların bizim düğünlerimizde yaygınlaşması, kendi yöresel oyunlarımızın ve ezgilerimizin geri plana itilmesine neden oluyorsa asıl üzerinde durmamız gereken mesele budur.

Bizim halaylarımız, govendlerimiz, davul zurnamız ve dengbêjlerimizin ezgileri yalnızca birer eğlence aracı değildir. Onlar geçmişimizin sesidir; sevinçlerimizin, acılarımızın, aşklarımızın ve toplumsal hafızamızın taşıyıcısıdır. Her ezgide bir hikâye, her oyunda kuşaktan kuşağa aktarılan bir kültür vardır.

Kültürünü yaşatmayan toplum, zamanla kendi hafızasını da kaybeder.

Bugün mesele, geçmişteki her geleneği olduğu gibi sürdürmek ya da dünyaya kapıları kapatmak değildir. Mesele, değişirken kendimizden vazgeçmemektir. Geleneklerimizi çağın koşullarına uyarlayabilir, düğünlerimizi daha sade ve ekonomik hâle getirebilir, aileleri gereksiz masraflardan kurtarabiliriz. Fakat bunu yaparken bizi biz yapan değerleri de korumalıyız.

Yerel yönetimlere, kültür kurumlarına, sanatçılara, müzisyenlere ve özellikle gençlere önemli görevler düşüyor. Yöresel müziklerimiz ve halk oyunlarımız teşvik edilmeli, folklor ekipleri desteklenmeli, eski düğün geleneklerimiz kayıt altına alınmalı ve genç kuşaklara aktarılmalıdır. Düğünlerimizde kendi müziğimize, kendi halaylarımıza ve kendi kültürümüze daha fazla yer açmalıyız.

Çünkü kültür, yalnızca kitaplarda ve müzelerde saklanan bir miras değildir. Yaşatıldığında anlam kazanır. Davulun sesi kesilir, halay halkası dağılır, yöresel ezgiler unutulursa geçmişle aramızdaki bağ da zayıflar.

Artık kendimize şu soruyu sormanın zamanı geldi: Başka toplumların kültürlerine özenirken kendi değerlerimizi neden ihmal ediyoruz?

Zaman, özümüze dönme zamanıdır. Geçmişin bütün geleneklerini sorgulamadan tekrarlamak değil, içinden güzel, anlamlı ve birleştirici olanları seçerek geleceğe taşımak zamanıdır. Düğünlerimizi gösterişin ve tüketimin yarışına dönüştürmek yerine sevincin, dayanışmanın ve kültürel zenginliğin buluştuğu mekânlar hâline getirmeliyiz.

Unutmayalım: Bir toplumun kültürü, başkalarına ne kadar benzediğiyle değil, kendi değerlerini ne kadar yaşatabildiğiyle anlam kazanır.

Öyleyse davulumuz yeniden kendi ezgilerimiz için çalsın, halaylarımız kendi ritmimizle uzayıp gitsin. Müziğimiz kendi ana dilimizde çalsın, oyunlarımız yöresel kıyafetler eşliğinde kendi ezgilerimizle devam etsin. Düğünlerimiz geçmişimizle geleceğimiz arasında bir köprü olsun.

Okur görüşleri
0 yorum
Yorum yaz
Yorumlar yayın ilkelerine göre incelenir.
Yorumları göster0 yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Siz Yapın