USD
00,00
EUR
00,00
USD/EUR
1,000
ALTIN
0.000,00
BİST
0.000,00

AŞK ve YURT SEVGİSİ

Neler yapmadık şu vatan için
Kimimiz öldük;
Kimimiz nutuk söyledik.
Orhan Veli Kanık

Aşk, insan ruhunun en köklü ve çok katmanlı duygusu. Tarih boyunca şairler, düşünürler ve toplumlar bu kavramı üç temel sacayağı üzerine oturtmuşlar: İlahi, toplumsal (vatan) ve bireysel.
Her biri farklı bir yöne baksa da, aslında hepsinin özünde "kendinden daha büyük bir şeye bağlanma" arzusu yatar.

Vatan aşkı sevgisi, insanın doğup büyüdüğü toprağa duyduğu sıradan bir bağlılıktan çok daha fazlasıdır; bu, bir aidiyet, fedakârlık ve sorumluluk hikâyesidir. Yazarın biri zamanında “Coğrafya kaderdir.” demiş. Yaşadığı bölgede çocukluğunun geçtiği, atalarından yadigâr topraklara âşık olan bir insanın, halkı için verdiği mücadele ve ödediği büyük bedel ile vatan aşkı büyük bir tutkuya dönüşür. Halkı ile birlikte özgürlük için savaşan toplum bireyleri, onurun büyüğünü, mutluluğun doruğunu yaşar. Dünyada hiçbir korku da halkını satanın korkusundan daha büyük korku olamaz.

Şair Ahmet Arif şiirinde Anadolu’ya olan tutkusunu, barışı ve özgürlüğü, yurduna olan özlemlerini, ömür boyu süren yurt aşkını dizelere dökmüş:

Binlerce yıl sağılmışım,
Korkunç atlılarıyla parçalamışlar
Nazlı, seher sabah uykularımı
Hükümdarlar, saldırganlar, haydutlar,
Haraç salmışlar üstüme.
Ne İskender takmışım,
Ne şah ne sultan
Göçüp gitmişler, gölgesiz!
Selam etmişim dostuma
Ve dayatmışım...
Görüyor musun?

Aşk, insan ruhunun en derin ve en çok yönlü duygusudur. Bu duygu, bazen bir insanın gözlerinde hayat bulur, bazen de üzerine bastığımız toprağın kokusunda. "Aşk" ve "yurt sevgisi" ilk bakışta farklı kulvarlar gibi görünse de aslında her ikisi de aynı kaynaktan beslenir: Ait olma ve kendini adama arzusu.

İşte bu iki yüce duygunun kesişimini ele alan bir değerlendirme: İki aşkın ortak paydası sadakat.

İster bir kişiye duyulan tutku olsun ister vatana duyulan sevda; gerçek aşk, içinde fedakârlığı barındırır. Kişisel bir aşkta sevdiğinizin mutluluğunu kendi mutluluğunuzun önüne koyarsınız. Yurt sevgisinde ise bireysel çıkarların yerini toplumun ve geleceğin huzuru alır.

Aşk: Ruhun Aynası

Bir insana duyulan aşk, bireyin kendi iç dünyasını keşfetme yolculuğudur. Bu aşk insana nezaket ve empati öğretir. Yalnızlığı giderir ve yaşam enerjisini artırır. Dünyayı daha renkli ve katlanılabilir kılar.

Yurt sevgisi, sadece sınırları çizilmiş bir toprak parçasına duyulan bağlılık değildir. O toprakta yatan ataların mirası, konuşulan dilin tınısı ve paylaşılan ortak kaderdir. Vatan aşkı, kişisel aşkın toplumsal bir boyuta ulaşmış hâlidir. Bireyi "ben" olmaktan çıkarıp "biz" olmaya taşır. En zor anlarda bile insana sığınacak bir liman, uğrunda savaşacak bir amaç sunar.

Büyük şairlere ve düşünürlere baktığımızda, vatan sevgisini anlatırken genellikle aşk imgelerini kullandıklarını görürüz. Vatan; bazen bir "ana", bazen de kavuşulmak istenen bir "yar" gibidir. İnsan, sevdiği kişiyi korumak için nasıl her şeyi göze alıyorsa, yurdunu korumak için de aynı refleksi gösterir.

Aslında yurdunu sevmeyen birinin, bir insanı tam manasıyla sevmesi de zordur. Çünkü sevgi, sorumluluk almayı gerektirir. Ülkesinin çiçeğine, suyuna, insanına değer vermeyen bir gönül, bir başkasının kalbinde nasıl kalıcı olabilir ki?

Vatan sevgisi, ruhu kirden kurtaran en yüce duygudur; tıpkı gerçek bir aşkın kalbi bencillikten arındırması gibi.

Sonuç olarak; vatan sevgisi de şahsi aşk da insanı insan yapan, hayatı anlamlı kılan değerlerdir. Biri hayatımıza heyecan ve huzur katarken, diğeri bize onur ve kimlik kazandırır. Bu iki aşkı kalbinde birleştirebilen insan, dünyanın en zengin insanıdır. Ne mutlu o insana ki kendisiyle barışık olan, diline ve halkına âşık olan insan gibi insana.

 

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ