Ana içeriğe geç

Kurtalan Gazetesi: Siirt'in Kurtalan, Baykan, Şirvan, Pervari, Eruh ve Tillo ilçelerinden son dakika haberleri, Siirt gündemi ve yerel gelişmeler.

Selim Toprak
Selim ToprakKöşe Yazarı

BAHÇEMİZDEKİ OT NEDEN ACI, TAHİR BAŞKAN?

Bazı insanları yazmamak unutkanlık değildir; vicdan borcunu geciktirmektir.

Bazı insanları yazmamak unutkanlık değildir; vicdan borcunu geciktirmektir.
Ben yıllardır Batman’ın, Kurtalan’ın, Garzan’ın insanlarını yazıyorum. Hayatına, emeğine, duruşuna, kalemine iz bırakmış kim varsa peşine düşüyorum. Zenginiyle fakiriyle, siyasetçisiyle sanatçısıyla, emekçisiyle gazetecisiyle, toplumun kıyısında kalmış insanıyla…
Çünkü benim için yazmak yalnızca yazmak değildir.
Unutulmaya karşı bir direnme biçimidir.
Ama bugün kendime kızıyorum.
Memlekette neredeyse yazmadığım değer kalmadı derken, memleketin hafızasını kitap kitap önümüze koyan Tahir Eren’i yazmayı geciktirdim.
İşte insanın kendi kendine söylemesi en zor cümle budur:
Tahir Başkan, kusura bakma dostum. Ben sana geç kaldım.
Kürtçede çok anlamlı bir söz vardır:
“Giyaye hewşe tahle…”
Bahçemizde yetişen ot acıdır.
Bu sözü bugün boşuna söylemiyorum.
Çünkü insan bazen uzaklarda değer ararken, kendi bahçesinde yetişen kıymetin farkına varamıyor.
Tahir Eren de benim için tam olarak böyle bir değer.
Kurtalan’da doğmuş, yaşamının önemli bölümünü Batman ve çevresinde sürdürmüş; mali müşavirlik ve bağımsız denetçilik gibi mesleklerinin yanında yıllardır gazetecilik yapan, yazan, araştıran, bölgenin tarihine ve toplumsal hafızasına kafa yoran bir dost…
Ama Tahir Başkan’ı yalnızca bu unvanlarla anlatmak haksızlık olur.
Onun asıl meselesi yaşadığı coğrafyayı seyretmek değil, kayda geçirmek.
Garzan’ı araştırdı.
Kurtalan’ı yazdı.
Bölgenin tarihini, siyasal ve toplumsal dönüşümlerini kurcaladı.
Geçmişin üzeri örtülmüş sayfalarını açtı.
İnsanların anlattıklarıyla yetinmedi; belgeye, araştırmaya, arşive ve tanıklıklara yaslandı.
Ve bütün bunları kitaplara dönüştürdü.
Garzan İsyanları…
Cemîlê Çeto û Evîna Welat…
Kürtlerin Yerel Yönetimle Deneyimi…
Bunlar yalnızca kitap isimleri değil.
Bunlar bir coğrafyanın hafızasına bırakılmış izlerdir.
Özellikle Cemîlê Çeto gibi dönemin siyasal ve toplumsal dengeleri içinde önemli bir yere sahip bir şahsiyeti araştırmak, Garzan’ın geçmişine ışık tutmak kolay değildir.
Bunun için yalnızca kalem sahibi olmak yetmez.
Arşiv karıştıracaksın.
İz süreceksin.
İnsan dinleyeceksin.
Belge toplayacaksın.
Söylenmeyenin peşine düşeceksin.
Ve bazen başkalarının bakmaya cesaret edemediği yere bakacaksın.
Tahir Eren bunu yaptı.
Ben yıllardır bir cümleyi tekrarlıyorum:
Bir şehir sadece binalarıyla değil, hafızasını koruyan insanlarıyla şehirdir.
Tahir Başkan da Garzan’ın o hafızasını taşıyan kalemlerden biridir.
Belki bugün yazdıklarının kıymetini yeterince bilmiyoruz.
Ama yarın, bugünün gençleri Garzan’ın geçmişini, Kurtalan’ın toplumsal dokusunu, bölgenin siyasal tarihini merak ettiğinde, dönüp onun kitaplarına bakacak.
Belki bir araştırmacı onun satırlarından yeni bir araştırmanın yolunu bulacak.
Belki bir genç, kendi memleketinin geçmişini ilk kez onun kitaplarından öğrenecek.
İşte kalıcı olmak biraz da budur.
İnsan öldükten sonra adının yaşaması değil yalnızca; düşüncesinin, emeğinin ve bıraktığı bilginin yaşamaya devam etmesidir.
Benim Tahir Eren’e olan vefa borcum da tam burada başlıyor.
Çünkü ben yıllardır başkalarının hikâyesini yazarken, kendi bahçemde yetişen böylesine güçlü bir kalemi yazmayı ihmal ettim.
Nasıl oldu?
İşte bunun cevabını kendime veremiyorum.
Belki de insanın yakınındaki değeri geç fark etmesinin acı tarafı budur.
Uzakta aradığımız kıymet bazen yanı başımızdadır.
Biz ise onu görebilmek için kaybetmeyi bekleriz.
“Giyaye hewşe tahle…”
Bahçemizdeki ot acıdır.
Ama belki mesele otun acı olması değildir.
Mesele, bizim kendi bahçemize yeterince bakmamamızdır.
Sevgili Tahir Başkan;
Bugün sana yalnızca bir dost olarak değil, yıllardır bu memleketin hafızasını yazmaya çalışan biri olarak sesleniyorum:
Affet beni. Sana geç kaldım.
Ama geç kalmış olmak, hiç yazmamaktan daha büyük bir ayıp olmasın istedim.
Sen yazmaya devam et.
Garzan’ın hafızasını yaz.
Kurtalan’ın hikâyesini yaz.
Bu coğrafyanın unutulmuş insanlarını yaz.
Tarihin karanlıkta kalmış sayfalarını aydınlat.
Çünkü bazı insanlar kitap yazar.
Bazı insanlar ise kitapların içine bir memleket bırakır.
Senin yaptığın biraz da budur.
Yolun açık olsun Tahir Başkan.
Kalemin hiç susmasın.
Üretkenliğin daim olsun.
Çünkü bu memleketin hâlâ anlatılacak çok hikâyesi var.
Ve o hikâyelerin bir kısmını anlatmak, senin kalemine emanet.
Ben de bundan sonra kendi bahçeme biraz daha dikkatli bakacağım.
Çünkü bazen en kıymetli ot, ayağımızın altında büyür; biz onu görmek için başımızı eğmeyi çok geç öğreniriz.
Okur görüşleri
1 yorum
Yorum yaz
Yorumlar yayın ilkelerine göre incelenir.
Yorumları göster1 yorum
Rüstem GarzanlıCevap verBildir

Değerli kardeşim muhterem hemşehrimiz Selim Bey yazılarını yakinen takip ediyorum..Memleket aşıkı,güçlü kaleminle bizlerin de hissiyatımıza tercüman oluyorsun.Kardeşimi gönülden tebrik ediyorum selamlar