
Hacı Hakkı Bilim
Bazı insanları hiç tanımazsınız ama unutmazsınız.
Bunu son günlerde bir kez daha anladım.
Yazmak, hele de insanın geçmişine, çocukluğuna ve o yılların insanlarına dönüp bakması, 70 yaşına merdiven dayamış biri için gerçekten iyi bir terapiymiş.
Bir yazı için eski Kurtalan’ı düşünürken, yıllardır görmediğim bir isim yeniden karşıma çıktı:
Hacı Hakkı Bilim… Namıdiğer Hacı Hako.
Aramızda akrabalık yoktu. Birlikte oturup uzun uzun sohbet etmişliğim de yoktu.
Ama çocukluk hafızamda bir yeri vardı.
Nedenini bugün daha iyi anlıyorum.
Çocuk gözümde Hacı Hako
Çocukluğumun Kurtalan’ı küçüktü.
Sokaklar bugünkü kadar kalabalık değildi. İnsanlar birbirini tanır, esnaf müşterisini bilir, çocuklar sokaklarda özgürce dolaşırdı.
Ben de o çocuklardan biriydim.
Hacı Hako’yu hatırladığımda gözümün önüne önce dükkânı geliyor.
Kasaplık yaptığı, manav işlettiği, gazete sattığı o hareketli dükkân…
Bir çocuk için bunların anlamı belki çok büyük değildi.
Ama bugün geriye dönüp baktığımda başka bir şey görüyorum:
Hacı Hako, küçük Kurtalan’ın günlük ihtiyaçlarını karşılayan insanlardan biri değil, o ihtiyaçların nasıl karşılanacağını ilk kez çeşitlendiren öncü esnaflardan biriydi.
Kasaplık yapıyordu; insanların et ihtiyacını karşılıyordu.
Manav işletiyordu; sofraya girecek sebze ve meyveyi ilçede ulaşılabilir hâle getiriyordu.
Gazete satıyordu; Kurtalan’ın dış dünyayla kurduğu bilgi bağlarından birini oluşturuyordu.
Berberlik ve fırıncılık gibi alanlarda da ilkler arasında anılması, onun yalnızca tek bir mesleğe sıkışmış bir esnaf olmadığını gösteriyordu.
Bugünün gözünden bakınca bunlar küçük işler gibi görünebilir.
Ama küçük bir ilçede ilk olmak, küçük bir şey değildir.
Çünkü bugün sıradan kabul ettiğimiz birçok hizmet, bir zamanlar birilerinin cesaret edip başlattığı yeniliklerdi.
İşte Hacı Hako’nun asıl katkısını burada görüyorum.
O, sadece dükkân açıp mal satan bir esnaf değildi.
Kurtalan’ın büyüyen ihtiyaçlarını fark eden ve o ihtiyaçlara kendi emeğiyle cevap veren bir öncüydü.
Gazete satmak bile bir hizmetti
Bugün özellikle gazete meselesi üzerinde durmak istiyorum.
Çünkü benim çocukluk hafızamda gazetelerin ayrı bir yeri var.
Bugün telefonlarımızdan dünyanın öbür ucundaki haberi birkaç saniyede okuyabiliyoruz.
Ama o yıllarda Kurtalan’da gazete satmak, ilçenin dış dünyaya açılan pencerelerinden birini tutmak demekti.
Hacı Hako’nun dükkânına gelen gazete, yalnızca kâğıt değildi.
Dışarıdaki dünyadan Kurtalan’a gelen haberdi.
İnsanlar ülkenin başka yerlerinde neler olduğunu, gazetelerin sayfalarından öğreniyordu.
Ben çocukken bunun farkında değildim.
Benim için gazete, dükkânda duran kâğıt tomarlarıydı.
Bugün ise o görüntüye başka gözle bakıyorum.
Bir insanın aynı zamanda hem kasaplık yapması, hem manav işletmesi, hem gazete satması; üstelik ilçenin başka ihtiyaçlarına cevap veren ilk esnaflar arasında yer alması, bana göre Hacı Hako’nun girişimci ve öncü karakterini anlatıyor.
Kurtalan’ın büyümesine küçük dükkânlardan büyük katkı
Bir ilçenin tarihi yalnızca belediye binalarında, resmi kayıtlarda veya büyük olaylarda yazılmaz.
Bazen bir kasap dükkânında yazılır.
Bazen bir manav tezgâhında…
Bazen bir fırının sıcak ekmeğinde…
Bazen de bir dükkânın köşesinde satılan gazetelerde…
Kurtalan’ın gelişme yıllarında böyle insanlar vardı.
Hacı Hako da onlardan biriydi.
O günlerde yaptığı işler belki kimse tarafından “Kurtalan’ın gelişimine katkı” diye kayda geçirilmedi.
Ama bugün geriye baktığımızda görüyoruz ki bir ilçenin modernleşmesi, önce insanların günlük hayatını kolaylaştıran bu küçük adımlarla başladı.
Hacı Hako’nun katkısı tam da burada anlam kazanıyor.
O, Kurtalan’ın ihtiyaç duyduğu hizmetleri yalnızca takip eden değil, bazılarını ilk kez ilçenin günlük hayatına taşıyan insanlardan biriydi.
Ben onu çocukken bunun için hatırlamıyordum.
Çocukluk böyle bir şey.
Önünüzden geçen insanın tarihteki yerini bilmezsiniz.
Sadece görürsünüz.
Hatırlarsınız.
Sonra yıllar geçer.
70 yaşına merdiven dayarsınız.
Bir gün geçmişe dönüp bakarsınız ve dersiniz ki:
“Meğer ben çocukken bir dönemin öncü insanlarının arasından geçip gidiyormuşum.”
Hacı Hako benim için biraz da budur.
Çocukluğumun Kurtalan’ında gördüğüm, ama değerini yıllar sonra daha iyi anladığım bir isim.
Bugün onu yazarken aslında yalnızca bir insanı anmıyorum.
Bir dönemin esnaflık kültürünü, Kurtalan’ın ilklerini ve küçük bir ilçenin büyüme hikâyesini de hatırlıyorum.
Hacı Hako’yu çocukluğumun hafızasından bugünün gençlerine emanet ediyorum.
Çünkü bir şehrin hafızası, sahip çıkılmadığında sessizce kaybolur.
Ben de kendi payıma düşeni yapıyorum.
Unutmuyorum. Yazıyorum.
Rahmet ve saygıyla…

Yorum yaz
Yorumları göster0 yorum
Yorumu bildir