Ana içeriğe geç

Kurtalan Gazetesi: Siirt'in Kurtalan, Baykan, Şirvan, Pervari, Eruh ve Tillo ilçelerinden son dakika haberleri, Siirt gündemi ve yerel gelişmeler.

Selim Toprak
Selim ToprakKöşe Yazarı

Garzan’ın Hafızasında Bir İsim: Derwêşê Sedo

Bazı insanlar yaşadıkları çağın değil, kendilerinden önceki birkaç kuşağın hikâyesini de omuzlarında taşırlar.

Garzan’ın Hafızasında Bir İsim: Derwêşê Sedo

Bazı insanlar yaşadıkları çağın değil, kendilerinden önceki birkaç kuşağın hikâyesini de omuzlarında taşırlar. Onlar öldüğünde yalnızca bir insan eksilmez; bir evin hafızası, bir aşiretin sözü, bir coğrafyanın tanıklığı da sessizliğe gömülür. Derwêşê Sedo, işte böyle bir hafızanın taşıyıcılarından biriydi.

Garzan’ın kadim topraklarında bazı ailelerin adı yalnızca bir soyadı değildir.

Bir tarihtir.

Bir kilamdır.

Bir dengbêjin uzun gecelerde anlattığı hikâyedir.

Bir düğünde, bir taziyede, bir köy odasında yıllar boyunca tekrar edilen bir isimdir.

Mala Faro da böyle bir isimdi.

Penjinan geleneğinin, Garzan ve Beşiri havzasının köklü ailelerinden Mala Faro; yalnızca kendi aile geçmişiyle değil, bölgenin sosyal ve siyasal tarihinde bıraktığı izlerle de anılan yapılardan biriydi. Bu ailenin hikâyesi, kuşaktan kuşağa aktarılan sözlü kültürün içinde yaşamaya devam etti.

İşte Derwêşê Sedo da bu büyük hafızanın içinden çıktı.

Bölgede onu herkes başka bir adla tanıyordu:

Derwêşê Sedo…

Ama onun hikâyesi yalnızca bir insanın hikâyesi değildi.

Arkasında Bişarê Çeto gibi bölge tarihinde iz bırakmış bir büyükbabanın mirası, önünde ise kendi kuşağının ağır siyasi gerçekleri vardı.

O, Garzan’ın topraklarında doğmuş bir çocuğun, zaman içerisinde dönemin çalkantılı siyasetinin içine nasıl sürüklendiğinin de hikâyesiydi.

Bir evden çıkan siyasi hafıza

1960’lı yıllar…

Türkiye’de siyasetin sertleştiği, Güneydoğu’nun sessizliğinin altında büyük bir değişimin biriktiği yıllar.

Kürt meselesinin henüz bugünkü kavramlarla konuşulmadığı, ancak insanların kendi kimlikleri, dilleri ve gelecekleri üzerine düşünmeye başladığı bir dönem.

Derwêşê Sedo, gençlik yıllarında bu siyasal atmosferin içinde yer aldı.

1965 yılında Türkiye’de kurulan Kürdistan Demokrat Partisi-Türkiye (KDP-T) çevresinde şekillenen siyasi yapının öncü isimleri arasında anıldı.

O dönemin siyasal dünyasında Faik Bucak, Sait Elçi ve Dr. Şivan gibi isimler vardı.

Bugün isimlerini tarih kitaplarından, eski gazete kupürlerinden, hatıralardan ve sözlü anlatılardan biliyoruz.

Derwêşê Sedo da aynı dönemin siyasi tanıklarından biriydi.

Belki bugün o günleri yaşayanların çoğu aramızda değil.

Ama tarih dediğimiz şey zaten biraz da budur:

İnsanlar gider, yaşadıkları çağ onların ardından konuşmaya devam eder.

Siyasetin ötesinde bir adam

Derwêşê Sedo’yu yalnızca siyasi kimliğiyle anlatmak eksik kalır.

Çünkü onu tanıyanların hafızasında başka bir Derwêşê Sedo daha vardır.

Batman ve çevresinde sözü dinlenen, aileler arasındaki anlaşmazlıklarda düşüncesine başvurulan, insanların birbirleriyle yeniden konuşmasına vesile olan bir akil insan…

Bölgemizin geleneksel toplum yapısında böyle insanların yeri başkaydı.

Onların resmi bir makamı yoktu.

Bir koltukları yoktu.

Devlet tarafından verilmiş bir unvanları da…

Ama bazen bir insanın toplumdaki itibarı, herhangi bir makamdan çok daha güçlüdür.

Bir kavganın büyümesini önlemek…

Küskün iki insanı aynı sofraya oturtmak…

Bir aile meselesinde doğru sözü söylemek…

Bazen bütün makamların yapamadığını yapmaktır.

Derwêşê Sedo’nun çevresinde bıraktığı izlerden biri de buydu.

Barzani Madalyası

Yıllar geçti.

Bir zamanlar gençlik yıllarında içinde yer aldığı siyasi hareket, farklı dönemlerden ve farklı sınavlardan geçerek yoluna devam etti.

2010 yılında Erbil’de düzenlenen Kürdistan Demokrat Partisi’nin 13. Kongresi’nde Derwêşê Sedo’ya, Kürt hareketine verdiği hizmetler nedeniyle Mesud Barzani tarafından Barzani Madalyası verildi.

Bir madalya bazen yalnızca bir metal parçasıdır.

Ama bazı insanlar için taşıdığı anlam, metalin çok ötesindedir.

Çünkü o madalya, onun hayatının önemli bir bölümünü verdiği siyasi mücadelenin kendi çevresindeki hafızada nasıl değerlendirildiğinin de bir göstergesiydi.

Bir dengbêjin sesinde yaşayan Mala Faro

Fakat Derwêşê Sedo’nun hikâyesini asıl ilginç kılan başka bir şey daha var.

Onun mensubu olduğu Mala Faro’nun hikâyesi yalnızca siyasi anlatılarda değil, dengbêjlerin kilamlarında da yaşamaktadır.

Bu topraklarda tarih her zaman kitaplara yazılmadı.

Bazen bir dengbêjin sesine emanet edildi.

Bazen bir annenin ağıdına…

Bazen bir ihtiyarın gece yarısı anlattığı hikâyeye…

Bazen de yıllar sonra bir stranın içinde yeniden karşımıza çıktı.

Mıstafeye Fırdewsi’nin “Mala Faro” kaydı da bu açıdan yalnızca bir müzik eseri olarak görülmemeli.

O tür kayıtlar, Garzan’ın sözlü tarihinin parçalarıdır.

Çünkü dengbêjlik geleneğinde bir aileyi anlatmak, aslında bir dönemi anlatmaktır.

Bir ismi söylemek, bazen onlarca yıllık hafızayı yeniden ayağa kaldırmaktır.

Garzan’ın sessiz tanıkları

Garzan…

Bugün haritada birkaç ilçenin, köyün ve ovanın adı gibi görünebilir.

Ama biraz yakından bakıldığında her taşının altında başka bir hikâye vardır.

Aşiretler…

Aileler…

Dengbêjler…

Köy odaları…

Savaşlar…

Göçler…

Siyaset…

Aşklar…

Ağıtlar…

Ve bütün bunların arasında hayatlarını yaşayıp sonra sessizce bu dünyadan çekilen insanlar…

Derwêşê Sedo da o sessiz tanıklardan biriydi.

Onun hayatında bir coğrafyanın bütün çelişkilerini görmek mümkündü.

Bir tarafta geleneksel aşiret ve aile yapısı…

Diğer tarafta modern siyaset…

Bir tarafta dengbêjlerin yüzyıllık sözlü hafızası…

Diğer tarafta 1960’ların politik arayışları…

Bir tarafta köy odalarının ağırbaşlı sohbetleri…

Diğer tarafta Erbil’e kadar uzanan siyasi bir hayat…

Belki de Derwêşê Sedo’yu anlamanın en doğru yolu, onu tek bir kimliğe sığdırmaya çalışmamaktır.

Çünkü o, Garzan’ın birkaç farklı çağının kesiştiği yerde duran bir isimdi.

Sonra bir gün sustu…

Ekim 2020…

Dünyanın dört bir yanını saran Covid-19 salgını, Batman’a da ağır acılar yaşatıyordu.

Derwêşê Sedo da bu salgın sırasında Batman’da tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi.

Bir insan daha gitti.

Ama arkasında yalnızca ailesinin yasını bırakmadı.

Bir dönemin tanıklığını bıraktı.

Bir siyasi hafızayı bıraktı.

Bir aile adını bıraktı.

Ve belki en önemlisi, Garzan’ın sözlü tarihine karışmış bir ismi bıraktı:

Derwêşê Sedo…

Bugün onun hayatını anlatırken aslında yalnızca bir insanı anlatmıyoruz.

Mala Faro’yu anlatıyoruz.

Garzan’ı anlatıyoruz.

Penjinan’ın tarihini anlatıyoruz.

Dengbêjlerin sesini anlatıyoruz.

1960’ların siyasi iklimini anlatıyoruz.

Ve en önemlisi, artık yavaş yavaş kaybolan bir hafızayı yeniden hatırlıyoruz.

Çünkü şehirlerin gerçek hafızası beton binalarda değil, insanların hatıralarında saklıdır.

Bir gün o insanları da kaybedersek, onların anlattığı hikâyeleri de kaybederiz.

İşte bu yüzden Derwêşê Sedo’nun hikâyesi, yalnızca geçmişe ait değildir.

Bugünün insanına da bir şey söylüyor:

Geçmişini unutan bir toplum, geleceğini kurarken hep eksik konuşur.

Garzan’ın topraklarında nice insan geldi geçti.

Kimi adını taşlara kazıdı.

Kimi devlet arşivlerine…

Kimi gazete sayfalarına…

Kimi ise yalnızca dengbêjin sesine emanet etti.

Derwêşê Sedo’nun hikâyesi ise hepsinin arasında bir yerde duruyor.

Bir aile hikâyesinin içinde…

Bir siyasi mücadelenin izinde…

Bir dengbêjin stranında…

Ve onu tanıyanların hafızasında…

Belki de insanın bu dünyada bırakabileceği en büyük miras budur: Ardından adının değil, hikâyesinin konuşulması.

Derwêşê Sedo’nun hikâyesi de daha uzun yıllar Garzan’ın rüzgârında, köy odalarının sessizliğinde ve dengbêjlerin sesinde yaşamaya devam edecek.

Çünkü bazı insanlar ölür…

Ama bazı isimler, bir coğrafyanın hafızasına karışır ve orada yaşamaya devam eder.

Okur görüşleri
0 yorum
Yorum yaz
Yorumlar yayın ilkelerine göre incelenir.
Yorumları göster0 yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Siz Yapın