Bazen bir insanı yazmak, onun yaptığı işi anlatmaktan çok daha fazlasıdır. Bir insanın toplumdaki yerini, üstlendiği misyonu, insanların hayatında bıraktığı izi ve yıllar geçmesine rağmen neden unutulmadığını anlatmaktır. Tam da bunları düşünürken, yine uykumun bölündüğü bir gecede aklıma Kurtalan’ın unutulmaz simalarından biri geldi: Mehmet Bora… Namıdiğer Sımsar Mehmet. Mehmet Abi zengin değildi. Malı mülkü yoktu. Ama Allah ona öyle büyük bir gönül zenginliği vermişti ki, tanıyan herkesin hafızasında kendine özel bir yer edinmişti. Boylu poslu değildi. Fakat yürüyüşüyle, giyimiyle, pos bıyığı ile, duruşuyla uzaktan bile fark edilirdi. Her zaman şık ceketi, omuzlarına attığı paltosu, yumurta topuklu sivri burun ayakkabıları… Yürürken adeta meydan okuyan bir külhanbeyi havası vardı. İlk bakışta onu tanımayan biri, belki bir mahalle kabadayısı sanabilirdi. Belki de, Kurtalan gibi geniş ailelerle yerleşik olan bir ilçede, tek başına var olma, var olabilme mücadelesi vermenin getirdiği haklı bir duruştu onunkisi.... Ama onu tanıdığınızda bütün o görüntünün altında sıcacık bir gönül, sevgi dolu bir insan olduğunu anlardınız. Ben onu, Kurtalan’ın küçücük bir ilçe olduğu yıllardan hatırlıyorum. Bugün ulaşım sıradan bir ihtiyaç. Her evin önünde bir araba var. Ama 1960’lı yıllarda durum bambaşkaydı. İşsizlik diz boyuydu. Otobüs, minibüs herkesin kolayca ulaşabileceği bir araç değildi. Özel otomobili olan insan, ilçenin sayılı zenginlerinden kabul edilirdi. Tren ise insanların en önemli ulaşım araçlarından biriydi. İşte o yıllarda Sımsar Mehmet, Kurtalan’da önemli bir figürdü. Bir yerden bir yere gitmek isteyenlerin ilk adreslerinden biriydi Mehmet Abi. İnsanları birbirine ulaştırır, yolculuklarına vesile olur, insanların işini görür, gönüllerine dokunurdu. Belki yaptığı iş bugün bize sıradan gelebilir. Ama o günün şartlarında onun yaptığı, insanların hayatında çok önemli bir karşılıktı. Asıl mesele de buydu zaten. Mehmet Abi sadece insanları bir yerden bir yere götürmüyordu; insanları birbirine bağlıyordu. Sevgiyle bağ kurardı. İnsanlarla öyle güçlü ilişkiler kurmuştu ki, aradan yıllar geçmesine rağmen adı unutulmadı. Bugün ilçemin güzel insanlarını düşünüyorum. “Kimi yazmalıyım?” diye kendi kendime soruyorum. İnanın, yıllar önce hayatımızdan geçen nice insan arasından ilk aklıma gelen isimlerden biri yine Mehmet Bora oluyor. Çünkü bazı insanlar öldükten sonra da yaşamaya devam eder. Fotoğraflarda değil, insanların hafızasında… Mehmet Bora da onlardan biriydi. Kurtalan’ın “Mehmet Abisi”ydi. Zenginliği parayla ölçülmeyen, itibarı makamdan gelmeyen, insanları kendisine sevdiren bir gönül insanıydı. Yeni kuşak onu belki hiç tanımıyor. Belki onun nasıl bir insan olduğunu bilmiyor. İşte benim yazma sebebim de tam olarak bu. Geçmişin güzel insanlarını bugünün gençlerine anlatmak… Bir ilçenin hafızasını kaybetmemesi için, o hafızada iz bırakanları yeniden hatırlatmak… Bunu kendime bir vefa ve vicdan borcu olarak görüyorum. Çünkü şehirleri sadece binalar, yollar ve meydanlar oluşturmaz. Şehirleri asıl yaşatan, içinde yaşamış güzel insanlardır. Ve Mehmet Bora, namıdiğer Sımsar Mehmet, Kurtalan’ın o güzel insanlarından biriydi. Şimdi geriye dönüp baktığımda onu yine aynı haliyle görüyorum: Şık ceketi üzerinde, omuzlarına attığı paltosu ile sivri burun ayakkabıları ayağında, kendine özgü yürüyüşüyle Kurtalan sokaklarında… Sanki birazdan karşıma çıkacak ve o kendine has tavrıyla: “Selamünaleyküm Selim…” diyecek. Olmuyor artık… Ama bazı insanlar gitse de, selamları kalıyor. Evlatları, bize hatıra kalan çocukları Murat, Fırat ve Ferit, rahmetli babalarının mekanını canlı tutuyor, babalarının dostlarına onun eksikliğini ellerinden geldiğince hissettirmemeye çalışıyorlar... Saygıyla, özlemle ve rahmetle… Kurtalan’ın delikanlısı, Mehmet Abisi… Mehmet Bora.